Göbeklitepe- Tarihin Başlangıç Noktası

 

İnsanların merak duygusu hep vardı… Zaman geçse de hep bir şeylerin merakı içinde olmuştur. Bu merak öyle bir zehir yahut ilaçtır ki bazen ölüme bazen buluşa götürür. Bu merak bazen geleceğin bilinmezliği ile ileriye bazen geçmişin izlerinin ardından da geçmişe yönelirler.

İnsanın merak duygusunun beslenmesi doğasında vardır. Doğası gereği bu işlev olmasa bilim bu kadar gelişmemiş bu gün kullandığımız objeler ve nesneler hala kullanımda olmamış olurdu. Basit değimiz makinalar bile hala icat edilmeyi bekliyor olabilirdi.

göbeklitepe, başlangıç

Göbeklitepe’nin Özellikleri

Eski insanlar gökyüzündeki yanıp sönen gidip gelen varlıkları merak etmiş onları incelemiş ve ad koymuştur. Binlerce yıllık çabalarda bazen bu tür araştırmaları yapan insanlar uğursuzluk getirdi diye lanetlenmiş, şeytanlaştırılıp yok edilmiştir. Bazen de duygu ve düşünce dünyası anlaşılarak bilimsel kayıtlar ile yakın uygarlıklara yön vermiştir. Günümüz insanı da bu tür araştırmaları eski uygarlıkları onların yaşam tarzlarını bildiklerini anlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle birçok bölgede arkeolojik kazılar yapmakta bu kazılardan elde edilen bulguları değerlendirmektedir. Bazen bulunan resim yazıları, tabletler okunamamış şifresi çözülememiştir. Göbekli tepe de son yüzyılın en önemli araştırma alanlarından birini kapsamaktadır. İlkel diye baktığımız insanların bizim zannettiğimiz kadar ilkel olmadığı, aslında bilim ve teknolojiyi kullandıklarını göstermektedir.  Eski insanlara bakış açımızı değiştiren bu kazı alanı mimari yapı, simetrik şekiller ve usta işçiliği ile tüm dünyanın dikkatini buraya çekmeyi başardı. Şimdi bilim insanları bu bölgenin veya tapınağın işlevini anlamaya çalışıyor. Tarih kitaplarında yer alan çağ bilgileri, uygarlık düzeyleri, gelişmişlik seviyeleri gibi olgulara yeniden bakmamızı yahut yazmamızı zorlamaktadır. Dünya üzerinde bulunan en eski yerleşim alanı olması, bizim eski toplumlara bakış açımızda yer alan ve kayıtlı olarak ancak MÖ5000-6000’lere götürdüğümüz tarihin bu buluntular ile MÖ1200’lere dek götürmekte ve bildiğimiz, ezberlediğimiz olguların geçerliliğini sorgulamamıza neden olmaktadır. Görünen o ki tarih yeniden yazılacak. Bu yazmanın içinde yer alan kişilerde resimleri bulguları okuyup yorumlayanlar da geleceğe adlarını bırakacaktır. Göbeklitepe bölge insanı tarafından da yıllarca kutsal bir alan olarak kullanılmış. Adaklar adamaya gidilmiş. Altındaki tapınak yapı bilinmese de üzerinde bulunan bir ağaç çaput bağlanmak için insanların uğrak yeri olmuş. Bu durum bu bölgenin kutsal olduğu veya altında tapınak bulunduğunu bilen tahmin eden insanlarla mı oluştu? Yoksa nesilden nesile aktarım yoluyla bir manevi ortam olarak bilinirliği hiç kaybolmadı mı? Ya da tamamen tesadüfler ile meydana gelmiş bir yapı mıydı? Altında olanları bilmeden seçilmiş bir mekan mıydı?

Başlangıç Noktası Mı?

Aklımızda bunca soru tarihin başlangıç noktası sayılabilecek yerle ilgili neler açıklanacak onu bekliyoruz. Merak duygularımız hiç bu kadar zirveye ulaşmamıştı. En son tüm dünyaya haber olmuş İzmir’in Şirince beldesini hatırlıyorum. Maya takvimine göre kıyamet kopacaktı ve yok olmayacak tek yer burası olacaktı. İlk defa eski uygarlıkları toplumumuzun büyük kesimi bu olayla tanıdı. Benim de eski uygarlıklarla böyle yakından tanışmam merakım böyle başladı. Öncesinde dünyanın oluşumu eski insanların yaradılışa var oluşa bakışları üzerine araştırma yapıyordum. Bilim insanlarını teorileri gibi şeylerin birine yahut dini olgularda belirtilen biçimlere inanmaya çalışıyordum. Değişen bir şey var mı hayır…. Aynı düzlemde bilinmezliğin içinde ne zaman başladık ne zaman gideceğimizin boşluğu ile doluyum. Doğrusal bir çizgi üzerinde sanki bir yerde ben geldim ve bir yerde gideceğim. Tıpkı tellerin üzerine konan kuşlar gibi geldim kondum gördüm kalkıp gideceğim. Her şey öylece kalacak. İşte insanlar dünyanın başlangıcı gibi sonunu da merak ediyor. O dönemde beynimize pompalanan haberlerle dünya bu bölgeye akın etti.

karanlık noktalar, arkeoloji, göbeklitepe

Karanlık Noktalar

Tarihin karanlık noktaları vardır. Yakın tarihimizde bile kayıt edildiği halde onlarca olayda onlarca şüphe ve komplo üretirken geçmişte ki bilinirliliği çok az bir zaman diliminde böyle durumları açıklamak ve yorumlamak anlamak kolay olmasa gerek. Tarihe mal olmuş ve köklerinden koparak günümüze ulaşan kalıntılar da bu gizemleri ve aydınlanmayı bekleyen karanlık yönleri ile var olmaya devam edecektir.

Bilim insanlarının amacı da bu karanlık noktaları aydınlatırken geçmişi anlamak, onların duygu ve düşünce dünyalarını farketmek, bilimsel veya kültürel uygarlık düzeyleri hakkında yorum yapmak, belki de oradan yola çıkarak günümüzü aydınlatmak peşindelerdir.  Yoksa toprağın altında binlerce yıldır gizlenen tarihi objelere yahut kalıntılara bunca emek verilerek sermaye dökülerek ortaya çıkarmak para kazanmak için değildir. Para kazanmak ikincil bir uğraş olarak vardı var olmaya da devam edecektir. Çünkü dünya üzerinde bu tür antik değere sahip ürünlerin müşterisi çoktur. Biz bilmesek de ortaya çıkarılıp sergilenen eserler kalıntıların en az iki katı birilerinin evlerinin köşelerini süslemeye devam ediyor.

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments