Ölümsüzlük

 

Ab-ı Hayat

Binlerce yıldır masallarda iyi yaşam sırrı anlatıldı. İnsanlık tarihi kadar eski destanlarda büyük hükümdarların sağlıklı yaşam, uzun ömür, ölümsüz halk ve ölümsüzlük iksiri yer edindi. Bazen kendileri ardı uzak diyarlarda bazen hekimler gönderildi… Bizi neslimiz de okudu, dinledi ve anlamaya çalıştı. Şimdi ise birçok hastalığa deva arayan ilaç firmaları aynı derdin peşinde. İnsanları öldüren şeyi tedavi edip yok etme derdinde. Hastalıklı organı iyileştirme, bulaşan virüsü yok etme, mikrobu temizleme ile uğraşıp duruluyor. Amaç ömrü uzatmak yahut tabiplerin deyimiyle rahat-acısız ölüm sunmak… Bu nedenle tabiplerin hayatlarından ders almaya, onların söylediklerini uygulamaya, bizim için gayretleriyle ve hazırladıkları reçeteleriyle daha çok yaşamak hatta yaşatmak için mücadele veriyor.

sevdiğim şeyler, ölüm, cenaze, ölümsüzlük

Sevdiklerimizin Ölümü

Bu hayatta hepimiz kendi ölümümüzden veya ölüm anını kurgulamak çok çevremizdekilerin gidişini hayal deriz. Bu kimseler öncelikle yakınlarımız ve sevdiklerimizdir. Çünkü korkarız. Ölümden korkma ile ona kendimiz yahut sevdiklerimiz için derman ararız. Daha çok yaşasın yaşayalım diye. Peki ne kadar? Sonu var mı? Tabiki yok bu dünya ölümlü… Kanunları böyle yazılmış… Tam tersi düşünürsek, sevmediklerimizin ve nefret ettiklerimizin bir an önce gitmesini isteriz. Yani sıkışıp kalırız ölüm ve ölümsüzlük arasında…

Ölüm Üzerine Düşünenler

Eski insanlar da eserlerinde anlatılar da işe bu süreç üstünde çok düşünmüşler ölümsüzlük var mıdır? Bedeni seçen ruh mudur? Bu kaderi ruh mu seçti bedenin çilesi mi ruhun yaşadıkları? Kader yazılıysa ve bu bedene ruhla mı girdi? Görünen o ki bedeni seçen ruhtur. Ya da yaratıcı tarafından bir şekilde seçtik bedenleri. Bu çileler sonraki hayat düşünüldüğünde ruhun kadri beden sadece bir araç. Kader yazılı bir seçilmiş çoklu tarife paketi gibidir. Fakat yönetimi bize verilmiştir. Seçimler iyi-kötü yahut doğru yanlış seçimi bizdedir.

Bazı düşünürler ya da sanatçılar ölümsüzlüğü düşünüp eser vermiş tartışmışlardır. Edebiyatımız da bu durum şiirleri çokça konu olmuş kavram ab-ı hayattır. O öyle bir sudur ki dünyaya hayat verir. İnsanı yeniden diriltir. İşte bu ritüel ile türetilen hayat dünya da farklı biçimlerde kutlanan yeni yıldır. Baharın gelişe adanan adaklar yeni mahsulde beklenen umuttur.

Lokman Hekim

Lokman hekim diye bildiğimiz anlatıda ölümsüzlüğü arayıp bulan hekimdir. O bütün bilgisi ile yıllarca oluşturduğu formülleri ilaçların karışımını esen rüzgar savurmuştur. Tanrı, köprü üstünde suya sürüklemiştir. Lokman hekim, çabasının boşa olduğunu ve gerçek ölümsüzlüğün ilacını yapamadan bu hayattan göçerken vasiyetini yazmıştır. Kendisi öldükten sonra açılmasını istemiştir. O vasiyet bütün insanlar tarafından ölümsüzlüğün formülü diye anlaşılmıştır.

Ayağını sıcak tut

Başını serin

Mideni hafif tut

Düşünme derin derin…

en iyi doktor, tabib, lokman hekim

Bu gün tıp ilmi ile uğraşan insanlar birçok hastalığın temelinde beslenme ve derin düşünce yattığını belirtirler. Onların görüşüne göre hastalık insan vücuduna dışarıdan girer. Bu bazen gıda bazen mikrop ve virüs bazen de içsel sıkıntılara neden olan yaşamsal dış unsurlardır. Bu yazımızda ölümsüzlüğün sırlarını arayacağız.

Bütün dünya üzerindeki insanlar ister fakir, ister zengin; ister tok ister aç olsun kime sorarsanız sorun ömürlerinde pişmanlıklardan doğan yeni bir hayat isterler. Çünkü onlara sunulan hayatı yaşamayı yaşamdan keyif alıp doğru bir ömür sürmeyi beceremezler. Pişmanlıkların azabı ve geleceğin korkusuyla ömürlerini tüketiverirler. Yedikleri yemeğin tadını, yaşadıkları hayatın anını hep eksiklik bulurlar ve var olanın daha iyisini isterler.

sonsuzluk, ölümsüzlük, ebedi

Gerçek Ölümsüzler

Dini bilgiler ve düşünürler ile günümüzde ölümsüzlüğün varlığı biliniyor. Bu ölümsüzlük tahmini bir beden dışı sonsuzluktur. Bu ölümsüzlük bedenen değil ruhi bir sonsuzluktur. Başlangıcı olmayan sonu bilinmeyen bir hayat sarsar ve pervasızca davranmaya iter. Çünkü yarından emin değildir. Ölümü düşünmez.. Bedenin direği olan ruh geldiği gibi çıkıp gidecektir. Beden yok olacak ruh başka alemde yaşamaya devam edecektir. Bu  bedenin ölümsüzlük sırlarını… Korkmayın hayalet olmayacaksınız. Bedeniniz sınırlı zaman içinde yaşarken de aslında sürekli ölür ve dirilir. Bu ölümle son bulanı, doğumla yeniden-yeni olanı yaşamak için- müthiş bir fırsat vardır. Güneş doğunca yeni bir gün doğuyor güneş batınca gün yeniden ölüyor. Karanlık doğuyor. İşte insan da bir gün gibi uyanıkken ve var olduğu düzlemde doğa gibi her gün ölüyor ardından yeniden uyanarak diriliyor. Bu süreçte ruh bedenle kısmi bağını koparıyor. Tam olarak bilmiyoruz. Lakin atalarımızın dediği gibi biz göçünce bu alemden uyku ile ‘gün doğmadan neler doğuyor’ ve  yeni bir hayata pencere oluyor. Bir gün daha yaşlanmış. Yeni bir güne, dünü unutmuş az çok kaygı ve dertlerden uzaklaşmış olarak uyanıyoruz. Yeni kazançlar, zararları kapatmak için fırsatlar doğuyor…

gün batımı, gün doğumu, şafak, ölüm, doğum

Sonuç

Hatalarımızı düzeltme fırsatı yeniliğe başlama umudu doğuyor. Farkında olmasak da her gün yeniden unutup sıfırdan başlıyoruz. İyi tarafı tecrübeler kalıcı. Ders almışız. Hayat iki kapılı bir han girdiğimiz ve çıktığımız yer arasında yaşadıklarımızın dışında şu an bildiğimiz bir şey yok. Girdiğimiz andan itibaren yaşadıklarımızın ne kadarı bizim hafızamızda onu bile tahmin edemiyoruz. Unutmak diyeceksiniz. O zaman eğer ruh ölümsüz ise neden ruhlar aleminden hiçbir şey hatırlamıyoruz. Oradan kalan her şeyi neden unuttuk… Bu hayatta yaşadıklarımızın yüzde doksanı anı olarak tozlu sayfalara gömülerek, yanıp ve yok olup gidiyor. Yazsak bile ölene kadar sonrası için yine bizim için yok. Ardımızdan gelip de okuyanlar anlıyor. Sırlara vakıf oluyor. Ölümsüzlük bizim içimizde görüp yaşamak dileğiyle… Bedenen göçeceğiz lakin ruhen ve bıraktığımız eserlerle sonsuza dek yaşayacağız.

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments