8 Mart ve Kadınlarımız

Dünya gündemine kadın haklarının hareket günü olarak geçen olayla başlayan ve tüm dünyada çeşitli etkinliklerle icra edilen günün anısına… Kadın kimdir? Kadın annemdir. Kadın kardeşimdir. Kadın dünyanın vicdanıdır. Kadın insalığın sevgisidir. Kadın evrenin şefkatidir. Kadın hayattır… Kadın içimizdeki vicdan… Hepsinden öte ataerkil yetişsek de o bir insan…

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Kadınlar Günü

Ortaya çıkışı 1857’ de Amerika’da 40.000 bine yakın kadının iş koşullarının iyileştirilmesi için başlattığı eylem ve fabrika yangınında ölen 169 kadının anısına Birleşmiş Milletler’inde kabul ettiği gün. Kadınları sosyal, siyasal ve ekonomik olarak yüceltmek ve toplum içindeki yerini alması amaç olarak görülüyor. Bu nedenle dünya çapında bir hak arayışının yer aldığı anlamlı gün.

 

Kadınlarımız

Kadın deyince dünya üzerinde iki kişi gelir aklıma. Biri Hz. Muhammet o yaşadığı bağnazlık ve vahşilik çağında kadınları yükseltmiştir. Sadece soylu ailelerin kadınlarının yaşamaya hakkı olduğu bir dönemde insanlık devrimi yapmıştır. Bilmeyenler için o dönemde peygamberin eşleri ve sosyal hayata katılımlarını okuyabilirler. Bir örnek vereyim lafı uzatmayayım .Peygamberin eşlerinden Aişe’nin ordunun başına geçip yaptıklarına baksınlar. Kadınların tüm dünyada vasıfsız bir canlı olarak görüldüğü dönemde haklarını koruma , insan olma, insan yerine koyma, cinsiyet ayrımcılığını kaldırmak gibi tüm alanlarda ilk zirve örnek…İşin enteresanı onun gösterdiği yoldan uzaklaşıp kadını fanusa kaldırıp tüm yaşamsal alanlardan uzaklaşırdık. İşte bu aşamada devrimin diğer şahsiyeti …

 

İkincisi M.K.Atatürk binlerce yıldır değişmeyen kadın algısını bir kaç yılda yıkıp onu ait olduğu toplumsal düzen içerisinde var etmiştir. Kadının insan yerine konmadığı hiçbir alanda söz hakkı verilmediği kadın sadece evin hanımı çocukların anasıdır, algısını hem ülkemizde hem dünyada yok etmeye çalışmıştır . Hayatta  hizmetli gibi bakmak ve soyun devamı işlevinin ötesine geçerek seçme/seçilme, mirastan eşit pay, şahitliğin kabulü ile onun önündeki bütün engelleri kaldırmıştır. Anlamız için şöyle izah edeyim kadınların sokakta tek başına dolaşması yasakken , tiyatro içindeki kadın rollerini bile kılık değiştirmiş erkek oynarken, evde  hem fiziksel hem psikolojik şiddet  uygulanırken Atatürk, tutup bu insanların elinden , kaldırmıştır ayağa… Atatürk eğer kadın eğitilmezse toplum içinde var olamaz, eğer var olamazsa devlet çöker mantığı ile yol aldı. Zira Atatürk ,eğer kadın cehaletin eline bırakılırsa doğurup büyüttüğü çocuğun da cahil kalacağını görmüştü. Bu durumu dilimize yerleşmiş bir kavram ile açıklayacağım. Öksüz: annesi ölmüş demektir. Ök, eski Türkçede akıl(us) demek yani… Siz bir çocuğu yok etmek için öksüz bırakın yeter . İlim irfan ile donatılmamış bir kadın bu vatanın öksüz çocuklarını doğuracaktı… Geleceğin teminatı gençler başkaların ökleriyle hareket edecekti.
Bugün gelinen noktada geçmiş dönemlerde yine bir bağnazlık ve ayrımcılık ile kadınlar linç ediliyor. Her gün bir kadın cinayeti ile sarsılıyoruz. Neden öldürülüyorlar? Neden vahşete şahit oluyoruz? Ayarımız neden kaçtı? Kadın bir nesne mi ? Bu canilik nereden geliyor?

 

Kadınları Nasıl Eğittik?

Kutsal varlığımız olan kadınlarımızın tahammül gücü kalmadı. Sabrede sabrede yoruldu… Belki de öğrenmeye başladı. Belki ülkenin en ücra kasabasında olsa bile farkında artık… Televizyonu eleştirsek de, dizileri yadırgasak da etkisi yadsınamaz.

 

Kadınlarımız haklarını öğrenmeye ve boyun eğmemeye başladı, bu durumu gören kölesini elinden kaçıran vahşiler; vahşetlerini göstermekten çekinmediler. Anadolu kadını ,elinde dünyanın görmediği çalışkanlık ve sabır taşıyan evlat yetiştiren yüce varlık. Cehaletin parmakları arasında yok ediliyor. Hor görülüp aşağılanıyor… Halbuki bakın kalkınmış ülkelerin kadınlarına, bakın medeni olan dünyaya kadınlar hep başrolde. Bir toplumun gelişimi kadına verilen değer ile doğrudan ilgilidir. Anne gibi kardeş gibi sevgi ile buluşmak dileğiyle…
guest
211 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments