Âdem ile Adem

İlk insan olarak bildiğimiz ve dünyaya gelişin başlangıcın adı. Şimdiye kadar bildiklerinizi unutun; Âdem varlık anlamına gelirken Adem yokluk anlamına geliyor. İlk insanın cennetten kovulma hikayesine bakarsanız insanlık bir varlık ve yokluk arasına sıkışmış şekilde karşımıza çıkıyor. Varlığını arayan veya kaynağını sorarak yola düşenler bu günü oluşturdular. Onlar çözümleri her şeyimize sirayet etti. İlahi olarak kabul ettiğimiz dinlerin içine bile sessizce yerleşti.
Peki bildiklerimiz ne kadar doğru ilahi dinlerde eski yazıtlarda bu varlık, varoluş nasıl işleniyor?
Binlerce yıldır öğretilenler ne kadar doğru, dinsel öğretiler, kültürel normlara bunlar nasıl yerleşti?
Yaptığımız faaliyetler ne kadar din ne kadar kültürel boyutta?
İnsan var olduğu andan itibaren sorgu ile başlamıştır, sorgu ile ölecektir. Hangi dine inanırsak inanalım belli öğretiler yayılırken veya yorumlarken kendi içinde her yönüyle insan faktörü ile ilk aktaran ve son anlatan arasında değişen yorumlanan, çağa aktarılan farklı şekillere dönüştü. Bu dönüşüm sindire sindire yerleştiği için hiçbir şekilde sorgulanmadı. Çağ değişti tabu olarak görülen başka bir inanışa ait olan şekil yenilenerek form değiştirerek ve birikerek yeniye adapte oldu. Kimse farkına bile varmadı.

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Adem’in Hikayesi 

Yaratıcı tarafından ilk insan ve onun eşi olarak oluşturulan Adem ile Havva’nın hikayesi; Cennette bulunan ve sınırsız nimete sahip olan bu ilk insanlar şeytanın getirdiği elmayı yiyerek yaratıcılarının sözlerinden çıkarlar ve vücudları çıplak hale dönüşür ceza olarak dünyaya gönderilirler. Biri Everest’e diğeri Ağrı dağına sürgün edilir. Bunların buluşma yeri Arabistan çöllerindeki Arafat olarak bilinir. İslam kaynaklarında bolca anlatılan bu detay dinin hiçbir metninde geçmez. Peki nereden girdi bu inanış bunu anlamak için daha eskiye mitolojik devirlerde oluşturulan metinlere ve anlatılara bakmak gerekiyor. Bütün toplumların geçmişteki izlerinde mutlaka bu tür paylaşımlar form değiştirerek yaşamaktadır.

Yaratıcı İnsan

İnsani olarak baktığınızda yaratıcının özenerek yarattığı ilk varlığı hem sürgün etmesi hem de şeytanın eline bırakıp ceza vermek için bahane bulması çok basit bir olay insana ait bir şekil gibi duruyor. Bu hikayenin her aşaması insan özellikleriyle örtüşüyor fakat ilahi yapıdan uzak olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür inançlar bütün dinlerin ana öğretisini oluşturuyor. Aynı zamanda dünyanın nasıl oluştuğuna ve insanlığın varlığına kestirme yoldan çözüm bulmak gibi geliyor. Dinlerin içine sinmiş bu öğretiler aslında varoluş ile bağlantılı. Bunu kavramak için yaşamınızdaki bu tür inanışları tartışacağız, çevremizde bulunan nesneler ile yarattığımız ya da vazgeçemediğimiz putlaştırılan,  put olan işleri bilimsel olarak ele alacağız. Konunun daha iyi irdelenmesi için mitolojik unsurlar üzerinden çalışmalara devam edeceğiz.
guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
ankarapostası
ankarapostası
Mart 4, 2020 13:30

Varlık ile yokluk sıkıştık gidiyoruz. Güzel yazı tebrik ederim