Ayvayı Yedik

Yediklerinizin değeri, vücutta oluşturduğu enerji miktarı ile ölçülüyor. Her yiyeceğin belli kalori miktarı olduğu belirtiliyor. Yediklerimizin türevleri ile geçmişten günümüze bakacağız. İnsan geleneksel yeme kültürü içinde doğuyor, çevresel faktörlerin etkisiyle şekil alıyor. Damak zevki etkisi en çok aile kültürü ile başlayıp devam ediyor. Global dünyada artık her şey gibi yemeklerimizde birbirine karıştı. Benzeşti. Ortak yemek alışkanlıkları peyda oldu…

Restorant,yemek

‘Denizden babam çıksa yerim’ diyen insanlar…   Bir reklamsal güç ile her şeyi yeme isteği. Dünya üzerindeki bütün canlı türlerinin insanlar için yaratıldığını düşünerek her şeyden beslenme gıda oluşturma azmi… Sindirim sistemi içinde dönüşümü sağlamak için bazen sindiremediklerin etkisiyle kıvranmak…

Düşünüyorum da acaba en ilkel şeklimiz olan atalarımız da Avcı-Toplayıcı oldukları çağlarda her şeyi yediler mi? Günümüz şartlarında bu sorunun cevabı evettir. Ne oldu da bir çok nimet içinde seçici olduk?

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Yediklerimiz:

İnsanlık için en önemli seçme tecrübedir. Doğadaki varlıklardan beslenince hasta olan, zehirlenen insanlar faydalı-zararlı ayrımı yapmaya başladılar. Öğrendiler nesiller boyu aktardılar. Tabi inanç sistemleri içinde de yasak olan türlü canlı çeşitleri belirlendi. Zamanla arttı ve belli sınırlamalar ile kriterler oluştu.

Organik,Ayvayı Ymek

Zamanla yerleşik hayat ile tarım toplumu evcil hayvan besleme süreciyle durum değişti. Daha seçici olarak sınırlı varlıkları yemeye başladık. Bal tutan parmağını yalar, hesabı bizde beslediğimiz ve ürettiğimiz ürün ile geçinmeye başladık. Hayvandan hayvan ürettik çoğalttık. Bitkiden tohum ayırıp çoğaltıp satmaya başladık. Günümüzde tüm dünya ticaretinin yüzde 20’si tarımsal üretim ve hayvansal kaynaklı ürünlerden oluşuyor. Bu durumu şöyle görebilirsiniz insan ilk zamanlarda kendinden artanı sattı, takas etti. Kendi yiyeceğini kendisi üretti. Şimdi ise üretimin yüzde doksanı satmak için üretiyor. Ticari kaygıya neden olan süreç kentsel yaşam ve iş koşulları değişen yaşam normlarımız kaynaklık etti. Veya adına modernleşme diyeceğimiz çeşitli sebeplerle oluşan kentleşme. Yediklerimizin yapısı şekli besin değeri artık ilk defa üretilenden çok farklı. Ticari kaygı her şeyi çoktan değiştirdi.

ot türleri

Ot Türevleri

Doğal dengeden bahsettiğimiz bu dünyada bitkilerin yaşam döngüsü de belli bir düzen içerisinde oluşuyor. Çeşitli otlar da bazen doğal toplanırken bazen yapay olarak yetiştirilip besin olarak tüketiliyor. Tohum ile yeni hasat gerçekleştiriliyor. Bu hasat için en önce olmazsa olmaz bir iki birleşene ihtiyaç var. Su ve toprak. Bu besinlerin ana maddesi toprak. Yediğimiz ürünlerin asıl objesi olan toprak gereken önemin dışında görülüyor hep. Zira toprak sağlıklı değilse üstündeki bitkininin sağlıklı olması beklenemez

Bu gün yediğimiz otların genetiği ve yapısı şekli doğada bulunan ilk halinden ve şeklinden çok uzak. Kazanma hırsı ile hepsinin hem türlülüğünü hem de tohumunu kaybettik. Süreç içinde ilaçlar ile gübreler ile hem toprağı hem gıdayı zehirledik. Şimdi midemiz eritemiyor zorlanıyor ve sonuçta yediklerimiz hasta ediyor. Öyle bir hal aldı ki bu durumun dışında kalmanız imkansız. Hastalık kapmamız da kaçınılmaz. Bu besinleri tabiki sadece biz tüketmiyoruz. Bizim etlerinden gıdalandığımız hayvanlar da doymak için bu otlar ile daha çok besleniyor.

Et İnek

Et Türevleri

Toprağın üstünde ve altında yaşam süren canlılar da et-ot beslenme yapısıyla yaşam sürüyor. Toprağın nimetlerinden beslenerek büyüyen bu canlılar suyun içinde olsa dahi hammaddesi yine toprak. Toprağın beslediği bitki bozulunca onu yiyen hayvanın yapısı da bozuldu. Bu hayvanlar çeşitli şekilde beslenme alışkanlıkları içinde pahalı olarak en önde tüketim şekli. Balık, domuz, inek… Binlerce çeşit ile dünyaya yayılmış durumda. Şimdi bu nimetlerden beslenen insanlar da hastalıklı bir şekilde yaşam sürüyor. Nesiller boyunca tecrübeyi unutup aç olduğumuz için bulduğumuzu yediklerimiz…

Hayvanlardan bulaşan hastalıklar insanlığın en büyük problemi. Bilinen dünyanın en eski salgın toplulukları hep Afrika kıtası üzerinden dünyaya yayılmıştır. En azından bize verilen bilgiler bu yönde. Hasta olan bu toplumlar bağışıklık kazanana kadar kendi bireylerinde binlerce ölüm meydana getiriyor. Sağlam olanlarda genetiğe işlenen bu hastalık virüsü mikrobu göç ve ticaret ile dünyaya yayılarak milyonlarca ölüme sebep oluyor. Bu salgınların eski veya güncel çıkış şekilleri hayvanlardan insanlara bulaşması ile başladığı biliniyor. Bu noktada genetik kod olarak atalarımızın yediği şeylerden farklı varlıkları yemek ile başlıyor.

Günümüz de salgınların modern diyebileceğimiz gelişmiş toplumlardan çıkması dünyaya yayılmasında da aynı gerekçeyi görmekteyiz. Beslenme.

Çinli bir insanın yediği hayvan ile dünyaya yayılan öldürücü virüse bakınca bu tür değerlendirmelerin haklılığını işaret ediyor. Daha önce benzer hastalık türevleri olan mers ve sars gibi. Daha önce yine dünyayı saran kuş, domuz gribi gibi… Yine aynı şekilde işliyor süreç bağışıklığı güçlü olan ayakta kalıyor ve yaymaya devam ediyor. Bildiğimiz halde yemeye devam etmek… Yapma denileni yapma isteği yasak cazibesinden geliyor.

Soğan sebze

Ot ve et olarak baktığımız şu hayatın beslenme biçimleriyle doğrudan ilişkilidir. Yaşamı ve ölümü biz seçiyoruz. Bazen bir kişinin yaptığı bu hamle tüm dünyayı felaketin eşiğine getiriyor. Ne olursa olsun ana unsur topraktı. Toprağı koruyamadığımızda üzerindeki tüm varlık yok olmaya mahkumdur. Topraktan beslenemeyen insan üzerindeki faydalı-faydasız demeden bulduğunu yiyor. Çoğu bünyeye zarar veren besinler ve zehirler içeriyor… Toprak değiştikçe biz zehirlenmeye zehirlendikçe de ölmeye devam edeceğiz. Biz ölmesek bile sevdiklerimizin gidişine şahit olacağız…

Ayvayı yedik deyimi nasıl yerleşti dilimize bilmiyorum. Fakat hoşaflık olanı boğazımızdan geçerken yırta yırta geçer. Acıtır yutkunmaya zorlaştırır. Oradan geliyordur diye tahmin ediyorum. Yediklerimizden dolayı boğulma zehirlenme vebaya neden olmayan günler dileğiyle…

guest
211 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Anonim
Anonim
Nisan 20, 2020 23:24

👍 🤔