Bad-ı Saba

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Bir Rüzgar

Bad-ı saba, adına münhasır divan şiirinin aşık şekillerinin baş tacı olan bu kavramsal bağdaştırma bir tür sarhoşluk sevgili ile kendinden geçme şeklidir. Şairler sevdalı maşukları tasvir ederken onun halini bir rüzgar ile teselli bulan insana benzetirler. Bu sözler bad-ı sabadan gayrı derdini bilen olmadığını, bad-ı saba ile selam söyleyeni, seher vakti esen yelleri sevgili gibi, binlerce türküye aşka konu olmuştur.

Baharda esen sabah yeli olarak bilinen çiçeklerin binbir kokusunu ilk anda ruhunuza dolduran tatlı esinti.
Divan edebiyatı dediğimiz uzun bir edebi dönemin kalıplaşmış sevgili mazmunlarından biri olarak bilinir. Sevgiliye kavuşamayan onu arayan görmeyen lakin kokusuyla yetinen bir aşığın ümit rüzgarıdır. Bu rüzgar hasretle beklenirken baharın bir mevsiminde gelmesi ki toprak kokusu ve bütün çiçeklerin kokusuyla karışarak sevgiliyi andırması…
Beşeri bir sevgilinin kokusunu taşıması imkansız olan bu doğa olayı ilahi bir kokuyu taşır. İnsanın ruhunu doyuran bu büyülü esans, her şey ile kainatın tüm renklerinin kokulularının yaratttığı mahluk ile ona can veren ilahi kudretin bir nefhasıdır. Bas-ı saba bu kokuyu taşır yaratandan yola çıkan bu esinti yaratılan varlıklar üzerinden haber getirir, ilahi gücü taşır. Onun yarattığı varlığın özünü ruhundan haber verir yoksa Yunus Emre’nin ‘yaradılanı severiz yaratandan ötürü ‘ sözünü bu şekilde okumak gerekmez mi. Tasavvufi manada bezm-i elestte; insanın mutlak sevgiliden ayrılması ile bu dünyadaki bütün varlığı yaratıcının tezahürü olarak ,eseri olarak görmek ona Allah yarattı nazarı ile bakarak bad-ı sabanında getirdiği koku halikinin bir parçası olarak düşünülmüştür.

Aşk İlişkisi

Maşuk aslında beşeriyetten yola çıkarak onun yaratıcısına aşıktır. Mecnun çöllere Leyla içim düşer fakat çölde gördüğü aslında sevgisinin beşerden çıkarak onun yaratıcısına olan vurgunluk, sevda. Bizim bu zahirde görünen hasret, aşk onun alın yazısı gibi görünse de İlahi kudret onu böyle istemiştir. Kul dünya ile tanır yaratıcısını. İşte bu öyle bir rüzgardır ki iklim iklim dolanır, açılmayan goncayı açar, tomurcuk olan gülü çatlatır, bütün bağı gezerek getirir kokusunu;

 bad-ı saba
Şairler Bakış Açısı

Divan şairlerinin bu isteğine bad-ı sabanın kayıtsız kalmadığı pek çok
beyitte ortaya konmuştur. Bu beyitlerden biri Hayali Bey’e aittir. Hayali Bey, sevgilinin saçının kıvrım kıvrım oluşu, siyahlığı ve güzel kokusu sebebiyle saçını sünbüle benzettiği sevgilisine hitap ederek, sabah vaktinde bad-ı sabanın yer yer, semt semt dolaşıp, zülfünün kokusunu aradığını söyler:
Ey saçı sünbül senün her subh-dem bâd-ı sabâ
Zülfünün bûyun arar menzîl-be-menzîl kû-be-kû”
Hayâlî Bey

Hz. İsa’nın nefesinin diriltici özelliğine de atıfta bulunan bu mazmun , bu rüzgarla gelen sevgili kokusuyla tüm dünyanın ve bitkilerin canlanmasını temsil eder. Bir anlamda yeniden doğan bir doğa , uykudan uyanan sevgilinin ayılması ve dirilmesini temsil eder, Bu öyle bir rüzgardır ki o dönemin aşık- maşuk arasında haberci, postacı görevini görür. Bir divan şiirinde yine bu haber dile getirilerek zamanın ve mekanın ardına giden sırdaş olmuştur. Bu haber dertleri de yeniden depreştirecek ve gamını , özlemini artıracak.
Bad-ı sabaya zülfü peyamın getir dedim
Geldi getirdi başıma sevda haberlerin

La Edri

rüzgar

Bizim bu yazımız da unuttuğumuz bu baharın doğrudan yaza atladığımız sıcak havaların serinletici bir ruhu olsun. Bu nedenle bir bahar rüzgarıyla yeniden yola çıkmayı dirilmeyi gerçek sevgiliye ulaşmayı hedefleyerek binbir kokuyu ruhunuza ulaştırmasını temenni ediyoruz..

Şimdi bir deniz kenarında olun. Hatta Türkiye’de hangi deniz veya gölün çevresinde olursanız olun sabah ve akşam çok talı bir esinti kaplar sizi. Bu öyle tatlı öyle  rahatlatıcı öyle ferahlatıcıdır ki sevdalı bir güzeli görmüş sevdanızın kokusuyla mutlu olmuş hatta sarılmış mutluluğu duyarsınız. Yüksek dağlardan da esen o meltemler sabahın ilk saatlerinde deniz kokusu yerine kırların çiçeklerinden aromaları taşıyı veririr.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments