Daldan Düşen Kuru Bir Yaprak: Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’yi anlatmak değil de eserlerinden yola çıkarak düşünce dünyasına göz atmaya çalışacağız. Kuru bir yaprak gibi hayattan koparılmasını, kendini neden böyle bir nesneye benzettiğini göstermeye çalışacağız. Sırça Köşk, Bahtiyar Köpek, İçimizdeki Şeytan.

Yazar ve şair olarak hayatımıza yön veren önemli dimağımız.
Devrinden bu güne ışık saçan Türk aydını. Eserleriyle fark yaratmış bir sanat adamı. Sanat dünyasının zirvesindeyken suikaste kurban gitmesi hayat dramının göstergesidir. Yazdığı eserlerle hala zirvede…

siir gorsel

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Eserlerine Bakış:

Yıllar önce okuduğum bir hikayesi hafızamda hala canlıdır. Onun dünyaya bakış açısını müthiş şekilde yansıtır. Muhtemelen hakkında yazılan ima dolu yazılara ithafen bir hikaye oluşturmuştur. Hikaye de bir köpek vardır. Her sabah üstünde en güzel elbiseler ile sahil boyunca gezintiye çıkarılır. Çişi kakası itina ile yaptırılır. Maması ve suyu sahibinin çantasındadır. Nefeslenmek için çıktığı her gün görür bu durumu. Bir gün sokak köpekleriyle ağız dalaşına şahit olur. Sahibi tarafından kucağa alınıp götürülür. Sokak köpekleri de belediye ekipleri tarafından toplanır… Buraya kadar kısa bir özet geçtim. Bundan sonra düşünceler, devreye girer. Sorgular durur. Düşündürür. Okuyunca Orhan Veli’nin Ciğercinin Kedisini anlattığı ‘Kuyruklu Şiiri’ gelir aklıma… Senin yiyeceğin kalaylı kapta, sen aşk rüyası görürsün ben kemik… İşte tam bu benzetmeye uygundur. Onun anlatımı düşündürmeye yöneliktir. Bence o devrin Nasrettin Hoca’sıdır. Tek farkı güldürmeden düşündürmektir. Ve der ki Sabahattin sahibi olan köpeğin şartları kadar refah yaşamdıkça insanlarımız bitmeyecektir kavgamız. Sırça Köşk’te ise insanların kendi oluşturdukları düzen içinde yer almak uğruna verdikleri mücadeleyi anlatır. Fakat bu oluşturulan sistem kutsallıkla oluşturulur. Bu nimetlerden beslenmek için halk arasında güç ve torpil dengeleri ile yönetilemez hale gelen köşkü irdeler. Önce herkes yücelmesi temsil edilmesi için oluşturulan köşk; sonra nemalanmak amacıyla gereksiz taşıma suyla dönen sömürü çarkına dönüşür. Ve sonunda kendini iltimaslarla yok eder. Dünya üzerinde insanların sırtlarına yüklenen ve geçinen düzeni çok güzel eleştirir. Düzenin yaşaması kendi çıkarları içindir. Zira herkes bir köşesinden kendisine sunulanı yiyip mutlu olmaktadır. Daha yüksekte daha iyi olmanın hayali kurmaktadır.

pencere

Yaşadığı dönemin hedefi haline gelmesi şüphesiz düşüncelerini yansıtmakla birilerinin işine çokmak sokması olmuştur. Kimi zaman köşe yazılarıyla kimi zaman hikayeleriyle cevaplar vermiştir. Kendisine vatan haini yaftası yapıştırılmasından rahatsızdır. Sömürüldüğümüzden, çıkarlar için peşkeş çekilen şeyleri, torpil için atılan taklaları yazdım der kendini savunur.

Hapishane Pişme Yeri

Yazar ve şairlerin en olgun olduğu yer neresidir diye sorarsanız. Hapishanedir. Zira onların gerçek anlamda sanat eseri oluşturdukları yerdir. Onlar dört duvar arasına sıkışınca özgürlük denen şeyin kavramsal bir süreç olduğunu farkederler. Kendini deniz kenarında kumlara yatırmış, en güzel yemeği yemek, sevdiği ile geçirilen vakit… gibi olguların bedensel özgürlük değil zihinsel bağımsızlıkla olduğunu görürler. Ayağındaki pranga ancak senin bedenini kasıtlar. Zihnindeki zincirleri kırdığın anda düşüncelerin seni kanatlandıracak yeni dünyalara kulaç atacaksın. İşte bu durumu fark eden yazarlar düşünme dürtüsünü burada geliştirir ve gerçek hürriyeti tadarlar. Parmaklıklar onlar için sadece paslı pencere korkuluğudur. Dışarıdan gelecek tehditlere set olan.

Hürriyet:

Hürriyet düşünsel anlamdan yaşamsal alana süzgeçten eler gibi alta düşün ile üste kalanı ayırmak değildir. Kanunlarla bunları sınırlandırmak mutlak hürriyete engeldir. Hürriyet ucundan azar azar yenilen ihtiyaç oldukça yapılan bir kavram değildir. Yaşayarak, tecrübe edilerek öğrenilir. Yaşatarak insanların bünyesinde vitamine dönüşür. Tam bu noktada Raif Efendinin çalınan duyguları, kaybolan hayalleri, yıkılmış geçmişi, umutsuz geleceği ile her türlü insani lütuflardan uzaktır. Ölümünü bekleyen ailesi onu yaşarken insan yerine okumamışlardır. Ölüm döşeğindeyken  eşi ve kızının veryansın ederek ağlamaları sevgiden değil alışılan bir varlığın yoksunluğunun vereceği acıdır. Raif Efendi ailenin ekonomik hürriyete açılan kapılarıdır… Geçmiş herkesin kendi çöplüğüdür karıştırırsan kurtulmak istediklerin vurur yüzüne. Çürümüşlerin, artıkların, pisliklerin… Şeytanlaştırılıp itelen unutulan saklanan hayatın yansımasıdır… Geçmiş güzeli hatırlama çabasıdır. Geçmişi yakalama onunla yaşama yükü taşıyabilme becerisidir… Bir lanetli patlamaya hazır yanar dağ gibi şimdilik sönmüş suskun ve sakin…

gorsel

Bir edibimizin duygu dünyasına göz kırptık. Anlayabilmek dileğiyle. Onun bestelenmiş bir şiiriyle sizleri edebi gücüyle baş başa bırakalım. Leylim leyyyy…

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments