Depremler ve Biz

Deprem eskiler tarafından zelzele olarak adlandırılan bir doğal afettir. Oluşumu farklı nedenlere bağlıdır. En bilindik şekli dünya magma üzerinde yüzen bitişik kocaman  pazıl parçaları gibidir. Bu birleşme yerlerine fay -kırılma alanları enerjinin açığa çıktığı yerler olarak bilinir. Dünya üzerinde anlık irili ufaklı binlerce deprem olur bu nedenle. Tahmin etmek imkansızdır. Ülkemizde en gelişmiş anlık takip ve veri aktarımı yapan kurumlar bulunmaktadır. Sarsıntılar anlık olarak Kandilli Rasathanesi sitesinde takip edilebilir.
Geçmiş depremler hakkındaki detayları buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

 

Türkiye’deki Depremler
Yakın tarihinizde en azından kayıt hasar , tespiti ve ölüm sayısının belirtilmesi açısından görülen en büyük deprem 1939 yılında meydana gelen ve 32000’nin üzerinde ölümle sonuçlanan felaket. Dedemin anlattığı ülkede her yer yıkılmış insanlar aylarca binaların altında kalmış , sokaklar ölü kokusuyla doluymuş.
Yakın en büyük deprem ise 1999 depremi 18000 insanın ölümü… Son olarak Elazığ depremi yaktı yüreklerimizi… İran’da olan deprem de Van’ı etkiledi. Yine insanların yuvaları canları gitti. Şimdi yine Elazığ Sivrice’de deprem olmuş umarım problem yoktur… Bu sıkıntılı günlerde bir acıyı daha kaldırmak güç olacak…

 

Neden Ölüyoruz?
Meşhur söylemle; ölümlerin yüzde doksanı  insan hatası , kuralsız bina yapımı, denetimsizlik, vurdumduymazlık gibi genel şeyler. Her an hazır olmamız gereken bu afet gündemimizdeki diğer olaylar ile kıyaslandığında etki alanı ve yarattığı tahribat çok fazla. Dikkatinizi başka bir yöne çekmek istiyorum. O zaman neden sarsıntı meydana geldiği ana kadar umurunuzda olmuyor? Uzak bir şehir diye önemsizmiş gibi davranılıyor? Hepsinde insan ben-diğerleri faktörü öne çıkıyor. Televizyonda bangır bangır işitiyoruz iki üç gün uzmanın görüşlerini… Sonra çöp…
Unutuyoruz. Taaki başımıza gelene kadar. Peki medya neden olay sıcakken yükleme yaparken sonra sus pus oluveriyor? O konu haber anlayışında saklı… Sıcak ,yeni, güncel olmak… Medya nasıl mı besleniyor, bilgi verirken neyi ön planda tutuyor ya da amacı ne? Tabiki insani görevlerinin yanında izlenmek… İnsanın bilinmezliğe olan beklentisi, hisleri… İşte bu nedenle geniş bir halk kitlesini etkileyen ve insanın korkularıyla beraber ortaya çıkan merak duygusu, onların hareket noktası. Olaylardan etkilenen insanların dramlarının, ihtiyaçlarının medya gözünde pek önemi yok. Onlar haber verirken izlenme oranları artsın diye uğraşıyorlar. Emin olun halk üzerinde bu korku olmasa haber değeri bile taşımayan özellikte olacak yaptıkları işler. İnsanlarımız hatalarımız ile kaybolmasa keşke. Olmaz öyle şey demeyin tartışma programlarına bakın. Depremi tartışıyorlar… İnsanların sorunlarına da sürekli havale ediyorlar.
Önce kendimiz sağlığımız için hareket etmeliyiz . Bireysel olarak durumdan etkilenen insanlar önce kendileri evinin sağlamlığını ölçmeli sonra tedbir için çalışmalı. Emin olun yapacağınız basit bir gözlem depremden sonraki maliyetin yüzde biri kadar bile değildir.
Ölmemek İçin…
Ölüm her an her yerde olabilir. Bizim gibi Doğu toplumlarında ölüm sıradandır, yaşamak başarıdır. Büyük olayları beklemeyin önleminizi alın, alamadıklarınız da vardır tabiki. O yüzden kendi cinayetinizi kendiniz hazırlamayın. Önleminiz her zaman sınırlı ,senaryo oluşturup yapsanız bile her türlü yetersiz kalacak. Bireysel basit hazırlıkla yaşama şansınızı artırabilirsiniz. Sağlıkla ve istediğiniz kadar yaşamanız dileğiyle.
guest
210 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments