Dünyaya Yön Verenler

Her toplum içinde yaşadığı bireylerin, üstün yetişmişlerin yahut zekasıyla fark koyanların marifetiyle beslenir. Bu insanlar diğer fertler ile aynı şartlara tabi olduğu halde fikirleriyle ve sistemleriyle sınırları ve asırları aşarlar. Zamanla ideol ve değişimin ayak izi olurlar. Bu insan temelli hayata yön veren beceriler. Bazen hayata yön veren özlü söze, bazen hayatı dolduran güzel bir kitaba, bazen hayatın en anlamlı felsefesine dönüşüyor. Her ne olursa olsun hayata yön veren insanlardan hayata yön veren öğretilere dönüşüyorlar… Şimdi bu yazımızda film gibi hayata yön veren veren roman gibi hayatı besleyen emek gibi hayatı olgunlaştıran yönlere bakacağız.

düşünce

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Düşünenler ve Yaşayanlar

Çevremizde hayatlarımıza yön veren bizi değiştiren düşünce tarzımızı etkileyip farklı bakmamızı sağlayan insanlar vardır. Onlar oluşturdukları düşünce dünyasını bazen yazarak bazen yaparak bazen de muhabbet ortamında yayarak bizi etkilerler. Öğrendilerinlerini sentezleyerek size aktarırlar siz de o sentezden yeni sentezler yaparak dünyanızı kurarsınız. Düşünsel yapıyla doğan süreç herkeste aynı etkiyi yaratmaz. Başkalarının fikri yapısını düşünsel oluşumlarını hayatlarımızın parçası haleni getirmek çok zordur. Yoksa hepimiz atasözünden hayatlar kurardık. Bize doğru başkasına yanlış gelen şeyleri yapmazdık.

uygulama

Uygulama

Yıllar önce böyle öğrendiklerini uygulamaya çalışan bir insan ile yolumuz kesişti… İlk başlarda beyninde kırık noktalar olduğunu düşündüğüm, hayattan bıkmışlığım, sosyal ortamdaki acizliğim ile karşılaştım bu insanla. Önce dost erkanı ile muhabbet ile başlayan yolculuk zamanla kaynaşıp yeni dünyalara yelken açtı. Benim o zamana kadar düşündüğüm her şey boş imiş. İkimizde benzer şartlarda yetişmiştik. Onun çevresi benden farklı olduğu için bakış açısı da ortamına göre şekillenmiş. İnsanın sömürülmesi üzerine tartışmamız vardı. O bütün insanların zayıf noktalarında birilerinin maşası olmaktan bahsediyordu. Lakin kendi inandığı ve savunduğu düşüncelerinde birilerinin eseri olduğu onlar için mücadele ettiğini farketmiyordu. Savunduğu şeyler kendisine ait değildi. Kitapların veya insanların ona öğrettiği bütünsel realiteye uygun durumlardı. Kendi inandığı gibi ilkeler ile yaşamaya yaşam düsturu haline getirmeye gayret ediyordu. Zihni olgunluk davranışsal olarak da kendisinde hayat bulmuştu. İlkelerden şaşmıyordu ve bu duruşu kraldan çok kralcı mantığıyla birebir örtüşüyordu. Beni etkileyen yönü ise bu özümseme idi. Ben yıllarca atasözü gibi kulaktan kulağa beslenmiştim. O ise kitapları yalamış yutmuştu. Ben her şeyden biraz daha diyerek düzensiz ve ilkesiz yaşarken o bir şeyi tam olarak bilerek ve isteyerek yaşıyordu. Ben Nazım Hikmet’in sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Düşüncesiyle bakarken o dünya bu düzenle düze çıkar diyordu. Ben dünya böyle değişmez derken o değişmek için hareket gerekli diyordu. İnsanlar aydınlanmalı geçmişini bilmeli ileriye ışık olmalı diyordu.

geçmiş

Geçmiş

Günler geçti gitti. Çok şey öğrendim kendisinden bunca yılda dünyada bir değişiklik olmadı. Ben orta yolu düşünüyordum hale öyleyim ve öyle de devam ediyor dünya. O gençlik yıllarının harareti ile düşünüyordu belki şimdi de öyle düşünüyordur bilemem. Lakin gördüğüm yaşamsal norm haline getirsek dahi değişim çok zordur. Tüm çevre de inanmalı istemeli… Yoksa boşa kürek çekersin. Yanar durursun.

sonuç

Sonuç

İnsanların fıtratı duyduğunu yaşadığını anlatmak zorundadır. Geleceğe inandıklarıyla bakar. Onlar ile yaşar. Eleştirel olarak bakabilmeliyiz hayata. İnandığımız şeyler her zaman her yerde her koşulda doğru değildir. Bazen değişkenlik gösterip yumuşamak ve akışına bırakmak gerekir. Yoksa fanatik bir kurbandan başka bir şeye benzemeyiz. Hangi ideoloji hangi fikir hangi teori olursa olsun körü körüne bağlanmak en büyük hatadır. Bu dünya üzerinde herkes üzerinde etkili olan kabul edilebilecek bir düzen,fikir, kanun yoktur. Mutlak doğrular da  insan yaşamsal sisteminde anlamsızdır. Zira onlar ancak bilimsel verilerle ortaya dökülmüş bulgulardır. Şöyle anlatayım. Duyguların doğuşunu ç, doğurduğu sonuçları bilimle görebilirsiniz fakat gerçeğini o hissiyatı bilim ile yapamazsınız. Öyle olursa zaten robotların da ruhu olur… Her düşünce savunucusunda ve özümseyip ilke edinerek yaşayanında güzel. Herkes kendine doğru geleni alabilir.

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments