Yerli Filozoflar: Nasrettin Hoca ve Temel

 

Derler ki dünya üzerinde var olan insanlığın geleceğini düşünürleri söyler ve yazar. Hükümdarlar ise onları hayata geçirince büyük devlet olurlar. Her toplum bu gün medeni bir seviyeye gelmiş yahut dili ve kültürüyle yaşamışsa bunda en etkili aktör filozoflardır. Bu filozof her zaman hayatını felsefeye adamış insan değildir. Bazen bir şair, bazen bir vezir, bazen hakan, bazen, sıradan bir adam… Her kim olursa olsun bir şekilde düşüncelerini yaymış yaşadığı dönem olmasa bile yakın gelecekte fikirleri mutlak insanlığın zihnine yerleşmiştir. Anlaşılmış uyarlanmış ve denenerek tasdik edilmiştir.

Anadolu coğrafyası da hem eski uygarlıkları hem yeni medeniyetleri ile bu tür insanların en çok yaşadığı dünyaya yön verdiği doğum topraklarıdır. Biz de yakın tarihimizde yer alan bu kişiler üzerinde duracağız.

 

yüzlerimiz, hayalimiz, gelecek, üç şekil üç maymun, gülmek

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Nasrettin Hoca

Tarihi şahsiyet olarak karşımıza çıkan bu düşünür gerçekte yaşamış mıdır? Bunca fıkraya konu olan olaylar gerçekten başından geçmiş midir? Kendi şahsiyeti eğitimci mi derviş midir? Yüzlerce soru sorabilirsiniz. Bu tür soruların hiçbir cevabı yoktur maalesef. Bulsanız bile net değildir. Nedenine gelince… O bir kişilik olarak insanımızın felsefi duygu ve düşüncelerinin isnat edildiği yegane varlıktır. Ona yakıştırılan şeyler çoğu kez insanların kendi yaşadıklarıdır. Fıkra gibi olaylar yahut fikirler ders vermek amacıyla direkt karşımızda insana anlatılsa hem yadırganır belki de aşağılanırız. Ama içimizdeki bu durumu yansıtmak paylaşmak için birini bulmalıyız. Tarihi ve tam bu işlerin adamı Nasrettin Hoca girer devreye. O olunca hem ironi hem ders çıkarma hem gülme kaçınılmaz olacaktır. Ona isnat edilen anlatılar çoğu kez sarsıcı ve derinliği olan felsefi durumlar ve olaylardır. Mesela ceviz toplayan arkadaşlarıyla paylaşma; Tanrı payı mı kul payı mı olsun sorusu ve ardından yaşananlar müthiş sosyal denge arayışıdır.Onu zirveye taşıyan bilinir yapan bir çok ülkede hala yaşatılan ve anlatılarıyla halk ağzında yaşayan bu kişi aslında bizim dünyamızın aynasıdır. Bizim insanımız bir Platon, Sokrates, Aristoteles olamayacak onca etkili düşünceyi derleyip yazıp tarihe not olarak bırakamayacak kadar hareketlidir. Hem bu tür düşünceleri yayacak bir eğitimi  ve okulu yoktur. Atalarından öğrendiği biçimde devam edecektir. Geleneksel kültür içinde kulaktan kulağa anlatarak devam edecektir.

Bu fıkralarda bilim, din, vicdan, insanlık, kültür, çıkar, iyilik, kötülük, teknik gibi binlerce insani durumu aydınlatan içerik bulabilirsiniz. Benim en hoşuma giden ise ‘kazan doğurdu ve öldü’ fıkrasının ver aldığı anlatıdır. Bir de ‘dünyanın merkezinin eşeğin ön ayaklarının bulunduğu yerin altı’ anlatısıdır. Öyle derinlik vardır ki bu iki metinde bilim ilim teknik hepsi saklıdır. Bizi insan olarak aydınlatırken düşündürür. Onu ölümsüz kılan da bu noktadır. Biz dilimizle var olduğumuz sürece insanlık tarihi gibi geçmişini bilmediğimiz gibi geleceğini de bilemeyeceğiz. Bileceğimiz tek şey biz olmasak da o var olmaya devam edecek. Bir filozof olarak… Ahlaki erdemin hocası olarak yaşamaya anlatmaya ve ışık olup düşündürmeye devam ediyor… İnsan olarak.

ciddi işler, gülmek, mutluluk, düşünmek, doktor

Temel

Fıkralarda coğrafi işaret gibi var olmuş yöresel içerik olarak hala anlatılan bütün dünyaya yayılmış Nasrettin Hoca’dan daha güncel yani şahsiyetimizdir. Karadeniz insanının felsefi komik ve ironik duruşunun komple temsilidir. Hoca’dan ayrılan yönü ise ahlaki olarak müstehcen ve argo tabirle küfürlü içerik boldur. Bu gölgelerde bir şekilde yaşamış yolu düşmüş insanlar Temel’in aktif yaşadığını hep göreceklerdir. İçinde yaşayan insanlara normal gibi gelse de dışarıdaki insanlar için absürt gülünç ve ironiktir. Halk kültürü içinde aşıklık geleneği gibidir. Kahvehanelerde işlerde imece çalışmalarda hatta imamlar camilerde bile mutlaka anlatır. Özümüzün en güncel yaşayan filozofudur.

ayıplı işler, gülmek, ironi,kendini görmeden başkasına bakmak,

Bölge insanın yaşam kültüründe olduğu gibi başka bölgede yaşayan felsefeye gönül vermiş insanlar da aynı görüştedir. Oradaki hayat felsefi dünyaya bakış Platon gibidir. Aristoteles yaşasaydı mutlaka gelir ve insanları inceler düşüncelerine öğretisine bir şeyler katardı.

Sonuç

Bir anımı paylaşmadan geçemeyeceğim; Üniversite felsefe bölümü kazanmışım, ilk gün ikinci dersimiz bölüm başkanı ile geldi bizi tanımak istedi. Herkese soruyor sonra özel sorular ilave ediyor. Mesela bu bölüm kaçıncı tercihin… sınıfın %95’i 20. Tercihten sonra yani birinci öncelik değil kimsede… Benim ise 6. Tercihim benden öne geçen 3 kişi daha var… Hoca’nın yorumu şöyle isteyerek gelmediğiniz yerde okumak size ve kederden başka bir şey vermeyecek. Zaten 4 yıl sonra ciddi filozofu olmayan felsefeden anlamayan ülkenin günlük düşüncelerde felsefe yapan insanı olacaksınız. Bir arpa iken filize durup mezun olup kalabalıklara karışan insanlar olacaksınız, biri de sizi daha çiçekken ezecek… Felsefenin dibi yani… neyse tanışma faslı bana geldi. Anlattım anlattım sevdiğim iş konuşmak… Memleketi söyledim ki –durrrrr- dedi… Ben kızardım morardım. Bak evladım dedi sen yanlış yere gelmişsin siz doğuştan filozofsunuz dedi. Burada san katacağımız tek şey felsefik yaşamınızı derine inmeden düzgün anlatabilmek. Yani olanları oturup yazsan burada alacağın eğitime eşdeğer… Ben madem öyle dönem sonu Felsefeyi okumayı bıraktım. Şimdi bakıyorum da düşününce biraz öyleyim-iz galiba. Sokrates’in dediği gibi Filozof, Tanrının insanlara düşünmeyi öğretmek için gönderdiği kişidir.

gülmek, çocuk olmak, oyun, eğlence, etkinlik

Tıpkı bir çocuk gibi hiç bitemeyen sorma arama keşfetme azmi ile dolu… Biz geleceğin filozofu ne kadar oluruz tartışılır fakat içimizde hep Nasrettin Hoca ve Temel gibi anlatılar düşünceler var olacak. Bu bize tanrının verdiği bir içsel yetenektir. Çocuk ruhumuzun bir parçasıdır. Fazla derine inmeden anlamak ve anlatmak…. Kelimelere dokunarak kendi ayıbını veya başkasının açığını anlatabilmek.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments