Filozof Ne Demektir? 2500 Yıllık Felsefe

Filozof nedir? Kime filozof denir? Felsefe ne işe yarar? Felsefeyi kim yapar? Sokaktaki anlamlı sözler nelerdir, filozofun sözleri aşk sözleri midir? Filozof olmak için ne yapmak gerekiyor?

Filozof filozof filozof diyeceğiz bu yazımızda. Sokak ortasında muhabbet ettiğimizde bile başvurduğumuz temel düşüncedir. Felsefe. Her han her yerde mantıklı arayış aykırı gibi görünse de ideal olanı bulma yarışıdır. İşte bu yarıştaki düşünce evrimindeki derin kişidir filozof. Sorar ve çözüm üretir. Hatta en büyük marifeti sorarak düşündürmek cevabı bireyin kendi olgunluğuyla oluşturmasıdır. Filozof felsefe yaparken sorar, soru ile yol açar. Bu yazımızda Platonun ölümsüz felsefe kitabı olan Sokrates’in Savunması ile felsefeye kısa bir özet geçeceğim. İdeal dünya kurma fikridir. Felsefe ile önce insan sonra devlet idealleştirilir. Daha sonra dünya ve tüm insanlık. İşte bu noktada felsefenin derinliklerinden filozofların dünyalarından faydalanacağız.

filozof

Filozof Sokratesin Savunması

Dünyanın da kabul ettiği büyük filozoftur. Öyleki bugün dahi ideal olanda başvurulan kişidir.

İnsanların en çok şikayet ettiği konuya milat öncesinden büyük feylesof Platon(Eflatun) ile bakacağız. Adalet… Kanunlar, kurallar, yargıçlar ve suçluların suçlarını bu yazımızda ele alacağız. Sokrates’in savunmasından günümüz dünyasını anlamaya çalışıp zihnin felsefi dehlizlerinde gezintiye çıkacağız. Hak, hukuk, adalet ve kanunlar koyuldukları gibi değildir. Onlara ruh veren insandır. Kanunlar ile insanların suçlu olduğunu belirten de yorumlayıp isnat eden de insandır. Kanun varlığı ile mahzene kapatılmış bir giyotin yahut ipi kaldırılmış bir dar ağacıdır. Taki suç işlenip de yargılama başlayana dek sessizce durur. Yargıçlar kanunların koyucuları değildir. Bazen kıyas bazen isnat ile kuralların gerektiği şekilde karar veren insanlardır. Suçlu her zaman gözle görülen suç işlememiş olabilir. Hukuk kuralları yasalar bu durumları da göz önünde bulundurur.

Tüm bu süreçlerden gördüğümüz şeyler vardır. Anladığımız ise mutlak geçerli adalet yoktur. Adalet, insanların bazen kendileri bazen başkaları için en çok kurcaladığı durağan söz yığınıdır. Herkesimin aradığı fakat sanki hiç yokmuş gibi şikayet edip bulamadığı olgu. Şimdi bu kavrama eskilerden felsefi olarak bakacağız. Sokrates’in sorgucu şüpheci kimliği ile düşünmeye anlamaya çalışacağız.

Adalet ve Felsefe

Felsefe üretim yeri ise filozof üretendir. Sorarak bir ideal oluşturur. Sistemli hale getirir. İşte ilk Asım. Filozoftan felsefeye.

Adalet suyun içine fanustan düşen balık gibidir. Sizde görünen yüzeyde oluşan katman dalgalarıdır. Balık için zorluklarla mücadele mi ya da özgürlük mü? İşte tüm mesele burada başlıyor…

İnsanlık tarihinin en eski orijinal felsefe metnidir. Platon tarafımdan kaleme alınan metin hocası Sokrates’in dünyaya bakış açısını yansıtır. Felsefe yolda olmaktır. Bu yol her koşulda sınırları aşan düşünmedir. Aykırı yahut ideal veya kabul gören olsun hep var olanının davranış veya olgu olayların izinden gitmektir.

Sokratesin Savunması metninin bölümlerini inceleyeceğiz. Platon’a göre sürüsünü kaybeden çobandır Sokrates. Fakat sürü kaybolduğunun yahut yanlış yola gittiğinin farkında değildir. Çünkü o değişik yoldan gitmiş sürüsünden kopmuştur. Sürü kendi yolunu kendisinin öncüleriyle seçmiştir. Belki de sürünün güvenliği için… Yani çobanının yolu kaybettiğinden yahut sürüyü kaybettiğinden sürünün ölünceye kadar haberi olmayacaktır.

felsefe

İnsan ve Tanrı

Felsefe öğrendikten sonra insan ve onun ilahi gücü Tanrı. Sırada onları incelemek ve sistemleştirmek var.

Metnin birinci bölümünde İnsan-Tanrı ilişki üzerine derin düşünce cimnastiği yapılır.

Sokrates kendisine ithaf edilen suçlardan dolayı mahkum edilmiştir. Bu mahkumiyetinde bir dostu ile muhabbete tutuşur. Sorgucu-şüpheci kimliği ile işe başlar. İyi ve kötü davranışlar üzerine inilir. İyiliği belirleyen şey ile kötülüğü belirleyen şey arasında örneklem üzerinden değerlendirmede bulunulur. Metinde anlatılmak istenen asıl konu ise; insanların tanrılara ithaf ettiği insani kavramlar ve duygulardır. Tanrılar değilde insanlar kendi işlerine gelen şeyler hakkındaki değerlendirmeleri ilahi varlıklara yükleme ve sonra onlardan beklenti oluşturarak iyi kötü işlere ad koymalarını hatta dinin içine sokmalarını çok güzel anlatır. Sonra bağışlanmak için Tanrıyla ticaret yapılır. Ona adaklar sunarak bir şeyler istenir. Bizim istediklerimiz hoşumuza giden ihtiyacımız olan şeylerken Tanrı’ya sunduklarımızın Tanrının ihtiyacı olan yahut sevdiğini hoşlandığını bilmeden veriyor ve adıyoruz. Bu davranışların temelinde kendimizce benimsediğimiz iyi yahut kötü davranışları tanrılı bir düzen ile dinin içine sokup yasak haram kötü adlandırıyoruz. Tanrıların gözünde neyin iyi neyin kötü olduğuna biz karar veriyoruz. Daha açık olmak gerekirse şöyle; Bir silah varlığı ile günah aleti değildir. Onunla işlediğin bir cinayet nefsi müdafaa yahut katletme amacıyla olsun silahın suçu yoktur. Silah kötü değildir. Toplumsal veya dini düzen içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu Tanrılar değil durumların yönüne işlevine göre biz belirliyoruz.

Sokrates kendi suçu olarak da birincilerinin kendisi için Tanrılarına karşı geldiği yeni din üretmeye çalıştığı eski tanrıları reddettiği iddiası ile yargılanır. O ise tanrıların değilde bir felsefi yaklaşım ile düşünmeye düşünürken insanların bakışını yargısını düşünce dünyasını sorgular. Erdemler insanın en iyi hasletidir. Davranışlarının temeli erdem olan insanlar hiçbir öğretinin etkisinde kalmadan doğru yolu mutlak düşünce ile de huzuru, mutluluğu bulacaktır.

Cezalar ve Toplumsal Yargı

Toplumsal düzenin sağlanmasını sağlayan cezalar felsefesiz olamazdı. Filiz gibi doğmadan hatalar filozof düşünüp yerleştirmeli cezayı.

Çoğunluğun kabul ettiği ortaya konan görüşün yahut verilen cezanın doğruluğu kanıtlamaz. Doğru olan şey işin bilgisine vakıf insanların görüşleridir. Bir taş ustası ancak taşın kalitesinden ve yapısından anlar. Ona tahta verirseniz değerlendirmesi her zaman yanlış olacaktır. Toplumun çoğunluğunun ortaya koyduğu sav geçerli değildir. Gerçek yargı ancak işin ehli tarafından yapılır. Filozoflar da işte bu düşüncelerin olguların dünyasını ve algısını anlamak için Tanrının gönderdiği kişilerdir. Onlar insanların yolunun kenar setleri bariyerleridir. Işık herkesin erdeminde saklıdır.

Çıkarılacak sonuç ise herkes yaptığı işten sorumludur. Kuralları koyup din haline getirip Tanrı buyruğu gibi sunan onları sopa gibi kullanıp insanlara hiza veren ilahi kanunlar gibi görünen çoğu şey bizim uydurma yahut yakıştırmamızdır. Tanrılar insanları yarattı ve yol gösterdi iyi kötü seçimi yahut yargıya varmayı bize bıraktı. Herkes bu işleri yaparken Tanrı kudretiymiş gibi yapmalı ve bu davranışları işleri görevi icabı ibadet gibi samimiyet ile yerine getirmelidir.

Cezalar bedenseldir. Ruhun cezası ancak Tanrı tarafından verilecektir. Bedensel acılara yol açan cezaların hepsi hak etmiş olalım yahut olmayalım unutularak geçer gider. Filozof bir derviş gibidir. Onun işi ruhu farketmek olgunlaşmak bedensel algıdan uzaklaşarak ruha dokunmaktır. Bedensel zevkler onun harcı değildir. O cezaların tıpkı zevkler gibi ancak bedeni etkilediğini bu durumun çok önemli olmadığını ruha dokunacak cezaların ucunda ölüm dahi olsa bedenden ayrılık ile öbür tarafta olacağını savunur. Hani bir abes deyiş vardır ya ‘ bedenimi ele geçirebilirsin fakat ruhumu asla’ işte tam budur. Sokrates de bu durumu ölüme giden savunmasında erdemli duruş ile Tanrıların verdiği görevi yerine getirdiğini belirtmiştir.

Suç ve Erdem

Her hareket bir nedene bağlıdır. Nedenini sormak psikoloji ise gerekçeleri ile suçu tanımlamak anlamlandırma felsefedir.

Gökyüzüne ve yerin altında olanlar hatta yerin üstünde yaşayanlar ile söylediği sözlerden dolayı suçlandığını Tanrılara inanmadığı savı onları kötülediği  ve değiştirmeye çalışmasının bir dedikodu olduğunu söylüyor. Üzerine atılan suçlar tamamen kıskançlık ve iftiralardan oluşmakta olduğunu belirtir. İşte asıl suç üstünde bulunmayan hasletleri taşıyor görünmek ve onların nimetlerinden beslenmektir. Çok şey hakkında çok yorum yapmak bilgiçlik taslayıp ukala gibi davranmak suçtur. Suç olmayan erdemli olan ise bilginliğinin ve bilgeliğinin sınırları ile haddini bilmektir. Bildiklerinin bilincinde olmak ve o kadar davranmak. Yani sizin cebinizde 5 tl varken 10 tl varmış gibi davranıp öyle görünmeyi bırakın… Suç olan bildiğiniz şeyi gücünden büyük göstermek ve kandırmaktır. Yalanlarla beslenme ve onlarla hava basmaktır.

Ahlak ve İftira

Filozof felsefe yaparken ahlaklı olmalı. Toplumsal düzende herkes ahlaklı olmalı.

Mesela sanatçılar yaptıkları işin gücü ve güzelliğinin farkında değillerdir. Taki insanlar onları alkışlayıp gökyüzüne çıkarana dek. Sanatçı; ister ressam ister şair ister tiyatrocu olsun yaptığı işin içinde ruhuyla vardır. Tanrısal bir güç ile ilham kaynaklıdır sanatı. Anlamını yahut yaptığı işin etkisini yorumunu gören okuyan dinleyen kişiler daha iyi anlar ve yorumlar. Sanatçılar bilgelik bilgi peşinde değildir. Onlar üretirler erdemleri budur. Onu kıymetli kılan ise değer biçip el üstünde tutanlar insanlardır. Suçlar ise hata kaynaklıdır. Siz iyi bir zanaat ile büyük işini iyi yapan bir usta olun. Mesleğiniz mobilya olsun. O alanda sizden öğrenilecek çok bilginiz vardır tecrübeniz vardır. Fakat sizden hiç duymadığınız yahut söylemediğiniz bir şiir hakkında yorum istense ne diyebilirsiniz? Söylediğiniz şeyler ne kadar doğru olabilir? Suç bilmediğin işler için yorum yapıp bilgiçlik taslamakta…

Yalan bile bile söylenince suçtur. Özellikle tutarlı değil kazıdıkça yenilerine yol gösteren yalanlar…

Kanunları birilerinin elinde güç olarak kullanmanın onu gerçeği örtmek yahut düşünceleri yok etmek için kullanmak utanç vericidir.

Ruh ve Beden

Ruh felsefenin saklandığı mahzendir. Filozof orada olgunlaştırdığı duyguları dışarıda önce kendi sonra diğer bedenlere sunar.

Ruh ölümsüzdür. O insan bedeni var olmadan öncede vardı sonra da olmaya devam edecek. Tanrıların huzurunda yaşayacak. Zamanı gelince yine dünyaya dönecektir diyor Sokrates. O zamanın bilinmezliği içinde ruh kavramını bütün detay ve kanıtlarıyla ikna edici yöntemle anlatıyor. Ruh parçalanamaz bölünemez bedeni oluşturan iki asli unsurdan biri olduğu halde bedenin yarısı değildir… O dünyanın bakışı ile şimdiki bakış arasında pek bir şeyin değişmediğini görmek Sokrates’in zekasının sınırlarını göstermesi açısından önemlidir.düşünme

Adalet Mülkün Temelidir

Filozof oluşturduğu düzen içinde adil olmalı. Tüm bireyler aynı şekilde eşit ve adil olarak ideal olana ulaşmalı. Filozof felsefe ile bunu da sağlamalı. Adil olmayan hiçbir görüş adil olmayan hiçbir felsefe yankı bulamaz.

Adaletli bir insan sınırlarını bilen ve huzurunu bulan insandır. İçsel doyuma ulaşmış bilgeliğinin sınırlarına göre yaşayan mutlu insandır. Size sınırlar koyan yasalar durağandır. Onu canlandıran insandır. Şikayet edip veryansın ettiğiniz kurallar yıllarca kabul ettiğiniz fakat ucu size dokununca erdem arayışına girdiğiniz terazidir. Yanlış tartım terazinin bozukluğu veya satıcının hilesiyle hatta sizin bakış açınız ile gerçekleşmiş olabilir.

( Not: Bu yazı Sokrates’in Savunması adlı eserin kendi irdelenerek fikri dünyamızda sentezlenmesi ile oluşmuştur. Özet kısımlar ve benzer içerikler bulunabilir.)

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Erdi
Erdi
Ağustos 23, 2020 18:36

Günümüzdeki Araştırmaya Göre Detaylı Bilgi Ve Anlatım Yapısına Sahip Olan Filozof Konusunu Burda Bulabildim Yazan Arkadaşa Burdan Emeğine Sağlık Ve Başarılar Diliyorum…

hürpost
hürpost
Ağustos 23, 2020 18:40

Gerçekten filozoflar ve düşünceleri üzerine derinlemesine bir yazı olmuş. Bazı şeyleri körü körüne kabul etmekte zaten mantığa aykırı düşünmeli tartışılmalı ve mantığa en uygun olan bulunmalı bahsettiğiniz bilim adamları ve filozaflarda çok değerli isimler teşekkür ederiz.

Nurettin
Nurettin
Ağustos 23, 2020 18:42

Emeğinize sağlık çok güzel bşr yazı gerçekten

Alp Sönmez
Alp Sönmez
Ağustos 23, 2020 18:48

Gerçek büyük resme bakabilmek böyle gerçekçi akılla gercekleşebilir. Göründüğün gibi ol, olduğun gibi görün gibi bir görgü kuralı olmalı. Başarılı bir yazım. Yazınızda bazı harf hataları olduğunu geri bildiririm.