Gizemin Derin Yarası: Asaf Halet Çelebi

Bu yazımızda şair Asaf Halet’in hayatından yola çıkarak şiirlerine yorum getireceğiz. Eserlerinin bazılarına göz kırpacağız. Lamelif, Mara, He, İbrahim…
Gizem; saklı olan ile bilinmeyenin, bilinmek için yola çıkılan bir sır alemidir. Şairimiz özelliği olan sade yalın anlatımın içinde giz dünyası saklıdır. Edebiyatımızın değer yargılarında bilinirliği az olsa da onun sanat değerinin kalitesini eksiltemez. Binlerce yıllık Divan Edebiyatı kültürü ile beslenmiştir. Bu anlatım becerisi onu zirveye taşımıştır. Sözcükleri hayatımızın gizemi gibidir. Sembolik anlatımın merak uyandırması da bu giz ile oluşur. Cumhuriyet döneminde doğuya yönelip oradan beslenen tek sanatçıdır diyebiliriz. Hint kültürel yapısı ile Fars edebiyatının kaynağından beslenmiştir. Tanzimat ile başlayan doğuya yüz çevirme onunla son buldu. Belki de tek kaldı… Dini tasavvufi bir esinti şiirlerinde göze çarpar ve mısralara sır gibi saklıdır.

 

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Şiirlerinin Gizemi

En bilindik şiiri “İbrahim” ile dünya üzerinde hala puta tapan insanlar yer alır. Bu tapınma fiziki bir varlık olarak değil de inanma biçimine bürünmüş hal ve hareketlerimizdir. İçindeki putları devir elindeki baltayla, derken soruyor ve sorguluyoruz. Bizim tapındıklarımız, uğruna feda ettiklerimizi… Bu öyle bir hal alıyor ki biri yıkılınca başka bir varlık dolduruyor yerini… Para mesela hep insanlığın birincil taptığı olmuş, çünkü onu eline geçirince istediğini almış. Hala öyle herkesin içindeki put…
Mara, mutluluk timsali bir çift gibi sevdayı tadıp aşkı görüp bırakamadığımız vazgeçemediklerimiz oluveriyor. Çoğu zaman varlığı ile mutsuz olsakta. Mutluluk değil çünkü kovaladığımız. Huzur değildir beklentimiz. Onunla aynı ufka bakabilmektir. Onunla acıyı çekmektir… Mısra mısra arayış vardır elinde olmayana, kaybettiklerine. Bazen ararken bir Çin prensesi bulur, kaçar kaybolur. Sevdaları ölümlü dünyanın insanlarıdır.
Gördüğü dünyada hissettiklerini yansıtabilen, sembolleştiren masalsı anlatım ile farklı bir yazardır. Öyleki bir harf bazen ejderha bazen Şirin’in iki gözü olur. Bir çocuk düşleri gibi hayaller kurar satırlarda. Masalsı bir dünya kurar parmaklarıyla…

 

Yabancı kelimeler vardır şiirlerinde “Om mani padme hum” gibi. Gizem katar, derinlik katar şiirlerine. Doğunun kültürel alt yapısından beslenir bu bakış açısı şiirlerinin karekterini oluşturur. Çünkü bilir ki insanlar inandıklarıyla varlardır. Bu bazen din bazen gelenek bazen yaşayış biçimidir. Yaşamı en çok kuşatan din temelli ritüellerdir. Sanatçıyı besleyen insani dokunuş, her şiirinde başka bir dünya açılır. Hepsinde çocuksu bir üslup mevcuttur.

Sonuç

Şiir insana dokundukça değer kazanır. Sizi ifade ettikçe okunur. Peki bizi biz yapan şey nedir? Hangi yaşımızdır? Tabiki çocukluk. Bizi biz yapan o dönem bütün huyun bütün mizacın bütün yaşamın aynasıdır. Bu durumu gören şairimiz de şiirlerinde ölümsüz dönemimiz olan bu zaman diliminden bakarak oluşturur. Çocuk geçmiştir. Çocuk masaldır. Çocuk hayaldir. Yazarımızda unutulan kaybolan güzel yılların dilinden seslenir… Bu çocukluk bazen güzel yaşansa da çoğu eksik kırık dökük bir yaradır. Okumak ve anlamak dileğiyle.
guest
211 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments