Hastalık

Hastalık deyince hepimizin aklına çevresinde mutlaka bir rahatsızlığı bulunan insanlar yahut kendimiz geliriz. İnsan var olduğu andan beri var olan hastalıklar  bazen salgın şeklinde bazen bireysel ve özel rahatsızlıklarla kendini göstermiştir. Eski devirlerde tıp biliminin kurucusu sayılan şifacılar, şamanlar, ayinciler hep hastalıklara derman hastaları iyileştirmek için çabalamışlardır. günümüzde tabib, eczacı , hemşire gibi bir çok farklı sağlık alanının doğumuna ve sektörel gelişime zemin hazırlamıştır. Eskinin hastalık duaları ve  duacıları ile iyileşen insanlar  şimdinin bilimsel ve duacılarıyla beraber derman- ilaç aramakta.

Hastalık nedir? Hastalıkların veya ilaçların isimleri verilirken nelerin dikkate alındığını çok iyi biliyorsunuz.

İnsanların organ yapılarında meydana gelen değişimler ile oluşan süreç. Her hastalık vücudun yapısını bozar. Ağrılara sancılara neden olurken psikolojik olarak da yıpratır. Doktora gitmek ise dayanılmaz hale geldiğinde başvurulan yöntemdir. İlk aşamalarda kendimiz çaba harcar sorunu öğrenip çözüm bulmaya çalışırız. Bitkisel yöntemler kişisel olarak geliştirilen çözümler ile deva ararız.

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Hastalık Çeşitleri

İnsanların binlerce çeşit hastalığı var. Öyle ki hiç bir şeyim yok diyip ortalıkta gezen göremezsiniz. Sağlıklıyım diye doktora gidip muayene ettirseniz kendinizi illaki bir problem bulunur. Çek-ap yaptırıp da sağlam olduğunu iddia eden olmamıştır.
Bunca yıl içinde bütün insanların bir veya birden çok hastalık ile mücadele etmesi normal midir? Eski insanların da bu tür hastalıkları var mıydı? Mutlak sağlıklı olma durumumuz yok mudur? Neden ilaçlara mahkum edildik? Böyle yüzlerce soru sorabilirsiniz. Cevabını siz bulun.

hastalık

Asıl Hasta

Bedenin herhangi bir parçasında oluşan kısmi ayrılma veya bütünsel yapısını kaybetmeye organ kaybı diyoruz. Beyin de bu organların bir tanesidir. Onu kullanmak;el, ayak, göz, ağız gibi organları kullanmaktan daha zordur. Çünkü yapısı gereği kafatası içine saklanmış sıvı içinde korunan bir balon gibidir. Ona ulaşmak işlevsel hale getirmek her yiğidin harcı değildir. Diyeceksiniz ki beynini kullanmayan insan olur mu? Yaşamsal fonksiyonlarını yerine getiriyor. Bu yeterli değil mi?
O zaman şöyle izah edeyim. Hayvanları insanlardan ayıran en büyük hasletleri düşünmeleridir. Bu düşünme sıradan işleri değil gördüğünü algılama, sentezleme yorumlama kendine göre yöntem üretmedir. Hayvanlar ise doğuştan gelen yapıları ve taklit yetenekleri ile çoğu duruma tepki geliştirir. Davranışların çoğu öğrenilmiştir. Mesela bir kuş yaklaşan kediye saldırmaz kaçar. Halbuki kedinin gözüne atacağı bir gaga tüm olayı değiştirir. İşte bu yüzden hayvanların tepkileri içgüdüsel yapı ve ebeveyn tarafından öğretilenler ile sınırlıdır. Zeka küpü olduğunu düşündüğümüz karga bile… İnsanların bazıları bu tür eylemsel olarak gördüğümüz süreçlerde aslında taklit ve içgüdüsel öğretilerle yaşamlarını sürdürürler. Beynini kullanmak onlar için ekstradır. Bu durum en büyük hastalıktır. Zira insan düşündükleriyle var olur. Parmak izi gibi onun diğer insanlardan farklılığını gösterir. Herkesle aynı şeyleri paylaşmak aynı düşünceye katılmak aynı şekilde yaşama bakmak zor anlarda aynı tepkisel davranışlarda bulunmak bizi küçük gördüğümüz canlılar ile aynı kefeye koymaz mı?

Tedavi

Bazı insanlar hastalıklarının farkında bile değildir. Hastalık onların yaşam formu haline gelmiştir. Kendilerine bir eksiklik veya rahatsızlık verdiğini düşünmezler. Öyle yaşar ve ölürler. Bazıları ise hastalıklarını zor süreçlerden geçerken meydana çıkarıverirler. Hastalıklar peyda olması uzun bir süreç olsa da çoğu zaman belirtileri hissedilmese de bir anda bedensel zayıflık(bağışıklık) ile dökülüverir. Bedensel hastalıklar bu şekilde olduğu gibi ruhsal hastalıklarda aynıdır. Zayıf anınızı kollar ve bir anda yılların birikimi ortalığa saçılır. Tıpkı çürüyen diş gibi. Yıllarca yavaş yavaş çürür, sinsi sinsi içi boşalır. Bakımsız bıraktığınız bir an veya aşı yükleme ile ağrısıyla kıvranırsınız.

hasta

Sonuç

 

Olaylara ayarlanmış planlanmamış biçimde tepki oluşturmakta aynı özelliği gösterir. Psikolojik olarak altında yatan şeylerdir. Doğduğumuz andan beri öğrendiğimiz fakat bir türlü yapmadığımız fakat yapma fırsatı bulduğumuz anda balıklama dalmamızın nedeni bu… Örneğin sevmediğimiz bir kişinin başına gelen durumları sosyal alemde; yerden yere vurarak, hakaret ederek, sanki intikam alır gibi yardırarak, kalabalıkların hakaretlerine katılarak kanıtlıyoruz. Bu kendi beynini kullanamama durumunun sonucu. Halbuki empati kursa ve düşünse fark edecek. Olgun ve insan gibi davranacak. Leş bulmuş karga gibi saldırmayacak…. Hastalık dedim ya geçmez. Kanında dolaşan mikrop gibi… Bazen kendiliğinden çıkar şaşırırız. Bazen de genetik koda işlenmiştir. Aktarılır durur damardan damara…

Her şeyin üstesinden gelinir. Hele hele var olan ve bilinen lakin kullanılmayan şeyin beyin olduğunu düşünürsek.

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments