İçimizdeki Çocuk Atakan

İnsanların yüzde doksanı normal şartlarda doğar, normal şartlarda yaşar ve var ettiği dünya ile bu alemden göçer gider. Bu koca dünyada bazen bir kişi bir yüzyıla damga vurur; düşüncesiyle, sanatıyla, zekasıyla, dehasıyla… O insanların diğerlerinden farkı hayata bakışlarıdır. Bu şartlar içinde normal insanın en büyük kaygısı mal mülk edinme ve doymadır. Maslov’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en alt basamakta…
Bazen gördünüz şeyler öyle değildir arkasında farklı bir boyut vardır. Bu bildiğimiz insani özelliklerin üstünde olabilir. Bu boyut insanı diğerlerinden ayıran parmak izi gibi farklıdır. Farklı olmak kültürel ve sosyal çevrede dışlanma, aşağılanma, yok edilme gibi kötü sonuçlar doğurabilir. Halbuki insanı taklit aşamasından , kopya algılama biçiminden ayıran özellik ‘değişik’ olma özgünlüğüyle var olmadır.
İçimizdeki Çocuk Atakan

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Ne Oldu?

Ülkemizin gündemine bu farklı kişilik ile beliren birey Atakan ile başlayan süreç. İnsana bilgi çerçevesinden bakamayan güruhu direkt hem böldü hem nefret söylemine dönüştürdü. Bu tip insanların paylaşımlarına ve yorumlarına bakarak eyvah eyvah dememek mümkün mü? İşi gücü yorum yapmak, bilip bilmeden sallamak olan bu insancıklar psikolojik açıdan incelenmeli daha çocuk olan bu Atakan’nın yorumu , durumu ve anlanmadı işin uzmanlarına bırakılmalıdır.
Peki çoğunluk olarak neden bu çocuğa saldırdık? İşte önce bu insanlara bakmalıyız, Onlar ki hep kendilerini doğru gören her şekilde yorum yapan boş kalabalık. Psikolojik olarak ise kendilerini farklı olan karşısında aşağılanmış, cahil, küçümsenmiş görerek çıldırmış fikri olmayan klavye şövalyeleri. Bu çocuk farklı, sen beyaz isen o siyah sen ilmi olarak küçük isen o büyük… Herkes gibi olmaması oturttu onu hedef tahtasına… Kapasite sınırı işte, siz sürahideki tüm suyu küçük bardağa dolduramazsınız onun kapasitesi bellidir. Kendi dünyamızdan bakarak onu anlamamız imkansız. Biz bardaktaki suysak o sürahideki su…( bu kavram bardak – sürahi bir benzetmedir.)

Atakan’nın Durumu

10 yaşındaki bir çocuğa göre düşünce ve davranış yönüyle dahi gibi. Bu yaştaki bir çocuğun soyut düşünme ve sentez aşamasında oluşu kavramları bu denli düzgün anlatabilme kavrayıp yansıtabilme onun farklılığın en açık göstergesi.
Ailesinin anlattıklarından Atakan’nın konuşmalarından anladığımız doğuştan gelen yetenek ile Tanrı vergisi bir zeka sahibi olduğu. Maalesef bizim ülkemizde bu tür insanlar toplumsal reddedilme ile karşı karşıyadır. Onun yeteneklerini geliştirmek onu doldurmak, donatıp kaybolmasını önlemek , yön vermek olumlu yaklaşım ile zirveye taşımak varken, hiçliğe yokluğa sürüklemek… Belki de geleceğin dahisi olacak ülkeye müthiş kazançlar sağlayacak genç…

 

Annesine medya önünde yaptığı hareket ve sözleri nedeniyle linç edildi. “Narsist, hormonlu domates, zeki bir katil olabilir, bu kitaplar okunur mu, istismar…” dolu binlerce yorum yazıldı. Yazık çok yazık. Bu linçi yapanlar sütten çıkmış ak kaşık ya… Emin olun normal olduğunuzu düşünseniz de o çocuğun yerinde olsaydınız ne yapardınız merak ediyorum. Ya da annelerinize babalarınıza sormak gerekir bu tür davranışlarınızı, o yaşlarda yapmıyor muydunuz?
Kabullenemediğimiz ne mi? Normal olmaması, görmediğimiz ne mi? Bizim gibi düşünmemesi, anlamadığınız ne mi? Kurduğu kelimeler ile dini yapınıza ve kültürünüze ters düşmesi. Abartmayın sakin olun, 10 yaşındaki çoktan 60 yaşında filozof bilgili bir insan görmenin şaşkınlığı var. Neden kendi penceremizden bakıp onun okuduklarını sorguluyoruz. Herkes sizin inancınızda olmak zorunda mı?
Ya da bizim düşündüğümüz gibi düşünmemesi hata mı? O zaman tarihimize bakın. Nesimi o dönemde herkes gibi düşünseydi Nesimi olur muydu? Bir Mevlana var olur muydu? Bir Yunus Emre geçer miydi bu dünyadan?

 

Sonuç

Bu genç insanımıza müdahale etmeyin yapıcı olun o yolunu bulacak. Belki de bin yıldır özgün düşünürümüzün olmadığı boşluğu dolduracak. Bu çocuk arayış içinde , iyi yönü bilinçli şekilde ne aradığını biliyor. Özgürlük, özgürlük özgürlük … Bu özgürlük içinde var olmak ve üretmek… Okuduğu kitapların içeriğine gelince okumadıysanız zaten bu küçük düşünürü göremezsiniz, kavrayamazsınız. Normal olan o yaş çocuklarına bakalım; tablet ile meşgul telefon ile sosyal medya fenomeni olma peşinde, sosyal medyada taklitçi , oyunlarda level atlama derdinde…
Atakan’ı kitaplıklarda yatacak, bıraksanız kitapları yorgan yapacak, bıraksanız dünyayı aydınlatacak. Kendi çocuklarımız bu yaşta doğru düzgün bir kitap dahi okumamış, o kitabı düşünmemiş, anlamamış… Kendi konuşmalarından anladığımız sosyal yönlü, oyunlar oynayan çocukluğunu yaşayan biri… Bırakın o da böyle olsun herkes aynı rengi sevemez… Maslov’un hiyerarşisine göre bu çocuk en üst düzeye yaklaşmış... Bu arada Maslov, insanları ihtiyaçları yönüyle sosyolojik olarak sınıflandırmış önemli bir bilim adamıdır. İnsanların yüzde yetmişi alt tabakadan yukarı çıkamaz.
Önyargılardan kurtulmuş olmanız dileğiyle. Okumak yolda olmaktır.
guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments