Japonya Denince Akla Gelenler Neler?

Japonya denince akla gelenler neler? Birçok konu, birçok olay, birçok yaşanmışlık, birçok kültür aslında Japonya denince akla geliyor. Acısı hala taze ve yarası derin olan hiroşima, Japonya’nın özgün kültürü, harika teknolojisi ve dahası akla ilk gelenlerdendir. Teknoloji alanında Japonya nasıl bu kadar öne çıkmayı başardı? Hiroşima felaketi nasıl oluştu? Japonların özgün kültürü neler içermekte? Gelin bu soruların cevaplarını arayalım ve japonya’ya hızlıca göz atalım.

Japonya denince akla gelenler

Japonya Denince Akla Gelenler

Öncelikle Japonya denince akla gelenler arasında, bu yukarıya yazdıklarımızdan daha fazlası da bulunmakta. Mesela tıpkı bizim ülkemiz gibi deprem bölgesi olarak bilinen Japonya’nın, depremlerde yıkılmadan ayakta kalabilen sağlam binaları…
Japon balığı, suşi, Sumo güreşi de Japonya ile özleşen ve akla gelen konuların başındadır.

Japonya Kültürü

Japonya Denince Akla Gelenler: Japonya Kültürü

İlk olarak Japonya denince akla gelenler arasında mutlaka Japonya kültürü bulunmakta. Japonya kültürünü temsil eden oldukça ilginç içerikler bulunuyor. Bunlardan biri de Omiyage.

Omiyage

Omiyage

Omiyage

Omiyage denen kavram, aslında bizim de çok uzak olduğumuz bir kültür kavramı değil. Biçimsel olarak farklı olsa da bildiğimiz hediyelik eşyalar, yiyecekler, içecekler ve bu tür ürünlerin hediyelik paketler veya amlajlar kullanılarak süslü, parlak ve renkli görünüm kazanmış hali diyebiliriz.

Bir yolcukta, varış noktasindaki veya varış noktasından dönüşteki yakınlara armağan edilen ikramların kültürel anlam kazanmış ve olmazsa olmaz hale gelmiş bir jest örneğidir.
Eğer Japonya’da bir yakınızı ziyaret ediyorsanız, ona gideceğiniz yerlerden yöresel gıdalar ya da hediyelik eşyalar götürebilirsiniz. Japonya ile oldukça benzer bir kültüre sahip olduğumuz bu güzel jest örneğini bizim ülkemizde de sıklıkla görebiliriz.

Ayakkabı ile girilmez.

Ayakkabı İle Girilmez!

Ayakkabılarla İçeri Girilmiyor

Tıpkı bizim de alışageldiğimiz davranışlardan biri olan, evlere ayakkabılarımızı çıkararak girme konusu, Japonya için de önemli bir nezaket anlayışı ifade ediyor. Bir önceki paragrafta Japonya ile ülkemizin, kültürel alanda çok fazla benzer özelliklere sahip olduğuna değinmiştik. Bu konuda da büyük benzerlikler söz konusu. Fakat Japonya, bu alışkanlığı bir adım daha ileriye taşımış bulunuyor. Mesela bu davranış ev dışında da toplu kullanım alanları ve halka açık ( kafe, restorant, bar) gibi alanları da kapsayan bir biçime getirilmiş durumumunda.
Bu nedenle gittiğiniz mekanların girişinde sizleri içeri girmeniz için giyebileceğiniz terlikler karşılayabiliyor.

Diş

Ohaguro

Kadınların Dişlerini Siyaha Boyadığı İlginç Gelenek: Ohaguro

Oldukça ilginç olan bu geleneğin kökü oldukça eskilere dayanmakta. 19. Y.Y. Sonlarında yasaklanmış bu garip gelenekte kadınlar, dişlerindeki kusurları gizlemeyi ve çekici görünmeyi hedefleyerek, dişlerini siyaha boyamaktaydı. Fakat modern dünyaya uyum sağlamayı, hatta yön vermeyi hedefleyen Japonya, böylesine garip ve boş bir geleneği ortadan kaldırmak amacıyla yasaklamıştır.

paylaşmak

Paylaşma Kültürü

Yiyecekler ve İçecekler Konusundaki Paylaşım Geleneği

Oturduğunuz mekanlarda, içeceğinizin azalması ve bitmesi durumunda çevrenizdekiler tarafında bardağınıza içecek ilave edilebiliyor. Bu durum hoşgörü olarak karşılanıyor. Bu kibarlık örneği davranış, Japonya’da sıklıkla karşılaşılabiliniyor.

Suşi

Suşi

Japonya Denince Akla Gelenlerden Birisi Suşi

Kökeni Antik Çin’e kadar dayandığı öne sürülen, fakat 8. yüzyıl civarında Japonya’dan dünyaya açılmış bir mutfak içeriği olan Suşi de Japonya denince akla gelenler arasında yerini almış durumda.
6 farklı çeşiti bulunan Suşi, bir çeşit çiğ balık yiyeceğidir. Bu nedenle yanında mutlaka soslar kullanılır.

Genellikle ton balığı, uskumru ve yılan balığının ana malzemesi sayıldığı Suşi, ülkemizde ise hamsi ve somon balıkları kullanılarakta hazırlanabiliyor.
Suşinin olmazsa olmaz sosu, soya sosu olarak biliniyor. Suşi, yeterli miktarda ve doğru şekilde tüketilmelidir. Fazlası tüketildiğinde ise, civa zehirlenmesi gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.

Nükleer saldırı

Nükleer Saldırı

Derin Yaralar Açan ve Açısı Hala Taze Kalan Hiroşima ve Nagasaki Olayları

İnsanlık tarihinin en büyük bombalı saldırılarından birine maruz kalan Japonya, Hiroşima ve Nagasaki bölgelerinde 220.000 vatandaşını kaybetti. ABD tarafından II. Dünya Savaşı sonlarına doğru, 6 Ağustos Pazartesi 1945 tarihinde Hiroşima bölgesine ve 3 gün sonra 9 Ağustos günü de Nagasaki bölgesine atom bombaları ile saldırılar gercekleşti. Tarihin en dehşet verici bu nükleer saldırıları sonrası, bölge ve civarında yaşama dair bir şey kalmadı. Bugün hala etkisi devam eden zararın ne kadar yıl daha bu bölgede süreceği ise meçhul.

Nagasaki

Nagasaki

II. Dünya Savaşı’ın bitiş noktası olarak tarihe geçen olayda, bazı kaynakların öne sürdüğü verilere göre; Amerikalı araştırmacılar, Japonya’da gözlemleme yaparak, Japon vatandaşların en yoğun ve kalabalık şekilde dışarıda bulunduğu zaman dilimlerini belirleyerek, bombalı saldırıları bu zaman dilimine denk getirmeyi hedefledikleri görülüyor.

Deprem

Japonya’nın Depremlere Karşı En Hazır Ülke Olması

1923 Büyük Konto depremi, 1946 Nankaido depremi, 1968 Aomori depremi, 1995 Güney Hyogo Depremi, 2011 Büyük Doğu Japonya  ve 2016 Kumamoto Depremleri, Japonya’nın coğrafi konumu doğrultusunda, deprem gibi bir felaketle yüzleşmek zorunda olduğu gerçeğini sürekli görmekteyiz.

Bu gerçeği çok daha öncelerden beri görebilen Japonya’ da gerekli dersi çıkararak önlemler almayı başardı ve depreme karşı dayanıklı binalar yaptı.
Japonya, birazdan bahsedeceğimiz teknolojisinden de son derece yararlanarak bu önlemleri başarılı bir şekilde almakta.

Öncelikle hedeflenen ilk adım depremdeki yer sarsıntısından binayı en az şekilde etkilemekti. Işte bunu da sarsıntıya karşı değil de sarsıntıya uyumlu biçimde sarsılmaya devam eden binalar şeklinde düşünebilirsiniz. İkinci adım ise esnek binaları kapsıyor. Bir binanın sarsınma sırasında kırılmaması, hatta çatlamaması bile çok önemli. Titanik’i hatırlayın. Nasıl batmıştı? Buzdağına çarpan demir kısımda zarar meydana gelmiş ve su almaya başlamıştı. Oysa demir gibi sert bir malzeme yerine esnek bir malzemeden yana seçim yapılsaydı, çarpma anında esneyerek zararı en az şekilde alacaktı ve belki de batmayacaktı.

Japon markası Sony

Güçlü Japonya Teknolojisi

Japonya denince akla gelenler arasında, ekonomik kalkında uygulamalarındaki başarısı ve güçlü teknolojisi mutlaka yer alır.
Özellikle II. Dünya Savaşı sonunda büyük kayıplar veren, iki şehri ve daha fazlası yerle bir olan, alt yapısı, ekonomisi, iş gücü zarar gören Japonya çok kısa bir süre içerisinde hemen her alanda zirveyi görmeyi başaracak bir kalkınma başarısına ulaştı.

Öncelikle Japonya’daki temel işleyiş stratejisi; tasarruf, ihtiyatlı adımlar, gelecek perspektifine uyumlu çalışmalar ve çok çalışmak üzerine kuruluydu. Fakat II. dünya savaşı sonundaki yıkım, bu yıkım sonucu ABD’ye teslim olarak ABD kontrolünde kalmak, ordusunun dağıtılmış olması gibi büyük olumsuz etkenler, Japonya’nın küllerinden yeniden doğmasını sağlayacak bir takım avantajları da birlikte getirdi. Japonların ordu harcamaları ve giderleri olmadı.

ABD, aslında bu yıkımın ardından Japonya’ya ordu ve savunma konusunda destek sağladı da diyebiliriz. Buradaki çelişkiyi gidermek adına şöyle bir örnek verilebilir; ABD ne kadar güçlü olursa olsun, karşısında dev rakipleri sürekli yer almakta. Japonya’yı bu rakiplerinin yanına bırakmamak adına bir çeşit desteği de sağlamış diyebiliriz.

Bunun dışında Japonya, artık çakma ürün üreten, mevcut ürünlerin taklitlerini üreten ülkelerden olmaktansa, teknoloji dünyasına yenilikler katmayı hedefleyen yaratıcı üretim modelini kullandı. Canon, Sony, Panasonic gibi dev markalar, teknoloji dünyasına damga vurdu. 2000’lerin başına kadar hızla yükselen Japonya, eğitimde de örnek olarak gösterilen ülkeydi. 2000 öncesindeki kadar hızlı yükselişe devam edemese de Japonya’da yabancı karşıtlığı dışında işler yolunda gitmekte.

Suma

Japonya Denince Akla Gelenler: Sumo Gürişi

Japonya denince akla gelenlerden biri de sumo güreşleridir.
Ülkemizdeki güreşlerden teknik olarak farklıdır. Yere ayak tabanı dışında değmek yasaktır, veya saha dışına çıkmakta öyle. Bu yasağa uymayan oyuncular oyunu kaybetmiş olurlar. Oyunu kazanmak için rakibi saha dışına çıkarmak veya yere düşürmek hedeflenir. Bunları yapmanın iki yolu vardır; iterek çıkarmak, havaya kaldırarak veya kucaklayarak çıkarmak.

Japonya’da bu güreşin geleneksel olduğu kadar, inançlara dayanan değeride bulunmaktadır. Mesela güreş alanına dökülen tuzlar genellikle zeminin kayganlığını azaltma görevi görse de, başka bir bakış acısına göre bu eylem, kötü ruhlardan korunmayı da hedefleyerek yapılmaktadır.
Japonya’da Sumo güreşleri çok eskilere dayanan bir gelenektir. Öyle görünüyor ki bu gelenek uzun yıllar sürmeye devam edecek.

Böylece bir yayında daha sondayız. Japonya hakkında öne çıkan konuları sizlere en iyi şekilde aktarmayı hedefledim. Ayrıca Almanya’da Yaşam konu başlıklı bir başka yayını da ziyaret edebilirsiniz. Bu ve diğer yayınlar hakkındaki görüşlerinizi aşağıdaki yorum alanına yazabilirsiniz. Yeni bir yayında, yeniden görüşmek üzere…

Yorum Ekle