Ölümsüz Aşık, Veysel Şatıroğlu

Halk edebiyatının en çok bilineni olarak edebiyatımızda yer alan bu sanatçımız icra ettiği sanat, kurduğu cümleler , dizdiği sözcüler ile her dönemde insanları kendine hayran bırakmıştır. Saf Türkçe sözcükler işleyiş becerisi anlam derinliği ile yaşadığı dönemde sanat camiasının özentili  yönelimlerine, yetiştiği gelenek düsturu ile cevap vermiştir. Dili bir minyatür ustası gibi rengarenk desen desen yoğurup ortaya koymuştur. Bugün halk arasında bilinen aşık-maşuk ilişkisi onun kendisidir…
Onun aşkı görmeyen göz değil duymayan yürektir… O dünyayı hisleriyle görür. O dünyayı çiçekler ile duyar ruhu ile işler.  Cumhuriyet döneminin en tanınmış halk ozanıdır. Dijital çağın meyvelerinden beslenmiştir. Döneminde Türk Edebiyatının öze dönüş hamleleri onu daha da ön plana çıkarmıştır.

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Şiirlerinin Dili

Âşık geleneğinin aşığıdır, sözlere hep sevda ilmiği atmıştır.
Ayrılık, yoksulluktur, ölümdür ve dünya tahtından kopuştur. Bir kız terk etmiştir gocunmuştur, aşkım olmasa güzelliğin değersiz demiştir. Toprak ömrünü ona vermiş o da dünyasını sadık sevgilisine , onu sevmeyince okşamayınca kıt vermiştir. Gün olur dağlar bayramlığını giyer çiçek çiçek düşer önüne. Ela gözlü sevdalısı melül melül kalır aşığı gidince.Kendi hazır değildir ölüme başka zaman gelmeli öyle keyfi yerindeyken düşmemeli ardına…
O gittiği her diyarda toprağı sevgili edinir ve göçerken ardından ağıt yakar, yeni yurtta yeni sevdalar edinir… Karacaoğlan’ı andırır güzel anlatımıyla , onu var eden bu insana olan aşkıdır. O bilir bu dünya bir gurbet gelen gidecek o yüzden fazla kalmaz . Göçer durur yeni aşklara… İki kapılı bir handır dünya anne karnı ve mezar arasında gidip dururuz gündüz gece. Onu daha iyi anlamanız için sazıyla baş başa bırakıyoruz…

 

Âşıklık Geleneği

Sözlü kültürün en eski sanat etkinliği olarak ortaya çıkan nesilden nesile aktarılırken usta çırak ilişkisi ile var olan bir kült. Anlatı geleneğinin kökeni; şaman , kam, baksı, ozan, aşık ve saz şairi olarak değişik dönemlerde anılmış ve icra aleti kopuz, saz, bağlama olarak işlev görmüştür. Bu aşıklar halk kültürünün devamı aktarımı noktasında bilim adamı gibi hem dili korumuş hem işlemiş hem de yaşatmışlardır.
Bu gelenek içinde aşık olmak kolay değildir. Belli aşamalar ve sınavlardan geçmeden kimse aşık olamaz.

Aşık Olma Geleneği

  • Usta-Çırak : Adı bilinen bir üstadın ozanın yanında yetişmeli meclislerde pişmelidir.
  • Mahlas Alma: Çırak belli bir olgunluğa ve tecrübeye ulaşınca ustasının izni ile kendi mahlasıyla şiir söyler.
  • Bade İçme-Rüya Görme: Çırak olgunluk seviyesine geldiği zaman rüya görmeli ve bu rüyada büyük ustanın elinden dilini çözen izin veren ,artık yetiştin diyen bir söz ile aşıklık içeceği içmeli.
  • El Verme: Çırak yetiştiği üstadın rızasıyla tek başına diyar diyar gezip söz söyleme icazeti alır. Artık kendi mahlasını kullanma yetkisine sahiptir.
Aşık olduktan sonra en büyük iş rüştünü ispatlama zamanıdır. Bu sanat ayak devamlı (aynı kafiye ) şiir söyleme ve leb değmez dediğimiz atışma geleneği ile ortaya konur. Aşıkların önemli bir işlevi de halk hikayesi anlatma aktarma kültüdür.
Halk kültüründe hala yaşayan geçmişi bilinmeyen bu sanat hece ölçüsü ve dörtlük biçimiyle var olmaya devam ediyor. Divan edebiyatından etkilenip aruz ile söylenen dönemleri ve sözleri olsa da bu gün aslına dönmüştür. Popüler kültürün etkisi onu gölgede bıraksa da bu gün dinlediğiniz musikinin aslıdır… Aşık bu vatanın dilidir… Çeşit çeşit özellikleriyle var olan bu gelenek hala devam etmektedir.
guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments