Şahsiyetimiz

Yorgun bedenlerimizin , yorgun yüzlerimizin, bitkin ruhumuzun tıkandığı yerdeyiz… Ömür dediğimiz iki nokta arasındaki zamansal gidiş… Acımtrak bakışlarıyla bizi karşılayan yeni günler… Yılların geçtiğini bedenindeki ağrıdan anlayan, sırtındaki yükü belinin kamburluğuyla taşıyan, başındaki derdi baş ağrılarıyla çeken ; biz

şahsiyet

 

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Geçmiş:

Geçmişten geleceğe taşıdığımız törelerin içinde, doğumdan yaşadığımız şu ana kadar çektiklerimizin hatırasıyla, inandıklarımızın dönüşen kargaşasıyla, günden güne eriyen kişiliğimiz, büyüdükçe kaybolan hayallerimiz, unuttuğumuz tüm saygımız, amaçlarımız için yüreklerini kırdığımız , bir gün çocuk bir gün büyük olmak için attığımız taklalarımız, köşe kapmak için oynadığımız oyunlarımız… İşte bu düzen içinde ; biz ve siz.

vakit

Azim:

Başarmak için azmederken, zirveye yaklaşırken, umut ile geleceğe bakarken, kaybetme korkusu her an beynimizi kurcalarken, bir fidanken bir çiçeğe durmuş gonca iken kaybolan , dalgalansın diye hür düşünceler adım adım toprağın bağrına yatarken, dökerken damarlarımızdan huzur ile yaşayın damla damla, eğilmesin bedeni haktan başkasının önünde , uzanmasın musalladan başka kimsenin önünde , terk etmesin işleyecek toprağı varken tapusu elinde, gitmesin türlü türlü kokularıyla süslerken yüksek dağları demet demet güller , papatyaya dururken elleri … İşte bu düzen içerisinde gördünüz mü ; onları

yipranmak

Oyunlar:

Sokak sokak ev ev kapı kapı çalınırken sesimiz, duygu duygu korku korku nefretle işlenirken beynimize kötülük, sahne sahne oyunlar oynanırken gözümüze bakarak, yaşıyor muyuz yaşatıyor muyuz? Kendine batırmalı çuvaldızı…

Kaybetmeye mahkum bir aşağılanma duygusu sarmışken her yanımızı, hakkın önüne taş koyarak hak ettiğimiz bu dünyada… İşte hepimiz.

Yaşıyoruz oyuncusu olduğumuz oyunun içinde. Sevgiye muhtaç, aşka hayran, umutlarla bitkin… Yarın olsa da doğsa yeni, gün batsa da gitse şimdi… Bütün… Gün gün gidiyoruz korkularımızın ardından saniye saniye işliyoruz hayata acı…

Yorgun,yipranmak

Hayat bir deniz , boğmak için insanı dalga dalga vuruyor sahile… Binlerce yıl insanlığa hizmet etmiş yapılar artık üzerinde taşıdıklarını sığdıramıyor… Vurup duruyor bağrına atılanları yüzüne… Altındaki benliğini gizlemiş adım adım kaçıyor bizden. Her yeri dökülüyor , her yerinde fareler tıkırdıyor…

bunalim

Kötülük:

 

Sokaklar bitmeyen sokaklar karmakarışık, insanlar insanından usanmış, insancıklar çocukluğundan utanmış… Her kaldırım taşı her çeşme başı gibi dertli, her apartman bin yıllık zindan gibi karanlık, her semti karmaşık bir kitap. Dili var çeşit çeşit ruhu var renk renk…

Konuşup dile gelmiyor daralıyor kalıyor. Sıkışıp bir kenara yaşıyor. Ömür dediğin geçse de bitse diye bekliyor… Ölmeden her gün ölüyor… Düşlerde diri olarak yaşıyor.

guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Deniz
Deniz
Nisan 24, 2020 15:56

Yaşadığımız her günün kıymetini bilerek yaşamaktan başka çaremiz yok. Güzel bir bakış açısıyla hazırlanmış bir paylaşım olmuş. Teşekkürler.