Sanayi’nin Son 20 Yılı

Sanayi devrimi ile başlayan hızlı kalkınma, global gelişim dünyaya yayıldı. değişimden bütün insanlık sanayi ekmeğinden yiyerek beslendi. beslenmeye devam ediyor. Dünya evrim geçirmiş gibi bir durum içinde. Üretimi son 20 yılda bilişimsel yöntemler ile çağ atladı. Tüm sektör birbirini destekledi ve büyüttü. Ülke ekonomisi de büyüdü. Bir çok ülke yerleşik geleneksel düzen devam ederken bazıları geriden gelip diğerlerini geçiverdi. Büyük işletme binasından şehirsel geniş sokağa evrildiler. Ardından organize bölgesinden devasa şehrilere dönüştüler. Son aşama ise  şehrinden devasa üreten ve üretilenlerin ülkesine dönüştüler. Basit malzemelerden devasa katma değerli ürünlere geçti. Üretim yeni ve karlı olanı kovaladı.

Sanayi ile Değişen Dünya

Her alanda bir değişim hep oldu fakat üretim  devrimi gelişimsel olarak net tarihlenemez. Hatta sonunun nelere yol açacağı da bilinemez. İnsanla başlayan üretip kazanma azmi makine yardımıyla hızlandı. Sanayileşme; parayı, para da gücü ve güç de hükmetmeyi kolaylaştırdı. Hayatı da aynı oranda kolaylaştıracak. Siyasiler değil sermayeliler sınırların dışındaki ülkeleri yönetecek. Gelecek yıllara da damga vuracak. Sanayisi çok yönlü gelişmiş çeşitlenmiş ve tek yönlü kalmış ülkeler ayrışacak. Bunların başında gelişimsel olarak dünya ile yarışan bir ülke var Çin. Kasıp kavuruyor.  Büyük bir hamle devrimi ile dünyaya yeniden yön veriyor.

Ülke öyle hızlı yol aldı. Artık  kentleri,  şehirleri kuruldu, her yerde bacalar yükseliyor ve bacalar tütüyor.

Üretim, bacası tüten, üreten ve sürekli dönen çarkların hızlı para kazanması demektir. Birikimin para kazanmak için tüm insani ve makine halinde kullanılmasıdır. Para kazanmak sanayide çıkar yoldur.

Tüm dünyanın merak konusu. Çin dünya nüfusunun dörtte birini nasıl doyurdu da dünyaya satmaya üretmeye yön vermeye başladı? İç kargaşadan nasıl çıktı? Bunca büyük kalabalığı nasıl yönetme becerisi gösterdi? Sanayisini teknolojisini geliştirip üreten konumdan icat eder konuma nasıl geldi?

sanayi

Sanayi Devrimi Ne Zaman Oldu?

1789 yılında demokrasi hareketi başladı. Zenginleşen ve akabinde gelişen sömürge zihniyeti sanayi gelişti. Sanayi sömürgeyi de artırdı. Sanayi 19.yüzyılda kendisine zeka, hammadde, sermaye ve pazar araçlarının hepsini sağlamış vaziyete gelmişti. Artık insanı dönen çark, çarkı ise insanın 100 katı kuvvetinde enerji olmuştu. Hız ucuzluk ucuzluk ise rekabet gücü ve tercih edilmeyi sağladı. Yeni dünya kurulmaya başladı. Yeni dünya içinde yer ve güç üretime bu üretim ise artık insan gücü değil buharın gücüne dayalıydı. İyi yahut kötü bir şekilde sanayisi gelişmiş ülkeler güçlü galip hale geliyordu. İşte bu hızla savaşlar ve ölümler yaşandı. Son yüzyıla da girerken bu durumda dünyanın en büyük nüfuslu ülkesi Çin de yerini aldı. İnanılmaz denilecek seviye ile ucuz üretim, uygun işçilik ile dünyanın dönen çarkı oldular.

Bir Çinli komutan hükümdara emir komuta zincirinin halka özelliğini anlatmak için çalışma yapmak istediğini bildirir. Komutan cariyeleri toplar ellerine kılıç verir ve sağa sola dönme ileri geri adım atma şekillerini öğretir. Emir verir ve yüz cariyenin uygulama yapmasını ister. Sağa dön komutuyla bütün cariyeler ellerinden silahı bırakarak gülmeye başlarlar. Komutan şöyle seslenir eğer emir yerine getirilmediyse bu talimatın anlaşılmaması, emirlerin yetersizliği ve komutanın basiret eksikliğiyle alakalıdır. İçlerinden iki güzel kadını cariyelere bölük komutanı yapar ve emri tekrar verir. Sonuç yine aynıdır. Komutan seçtiği iki güzel cariyenin idam edilmesini ister. Hükümdar izin vermez lakin komutan eğer savaşta cephede düşmanla savaşan bensem emirleri her zaman uygulayamam der ve kadınları idam ettirir. Ardından iki cariyeyi daha bölüklerin başına getirir ve sağa dön emri verir. Bütün cariyeler pür dikkat ve mükemmel düzen içerisinde talimatlara uyarlar. Bunu gören hükümdar komutanı orduya kumandan olarak atar. Kısa zaman içinde kargaşa ve feodal biçimde yaşayan Çin devletinin birliğini sağlar.

sanayi

Çin’in Sanayi İlkeleri

Her toplumu tarih sahnesinden çağdaş dünyaya yaşar şekilde uzatan ilkeler vardır. Bu ilkeler yok olan toplumların tarihin derinliğinde kaybolan dillerden ve insanlardan örnek alınarak oluşturulmuştur. Yaşamak için çağa yetişip diri kalmak için her millet belli yöntem geliştirmiştir. Kimine göre; ideal, hedef, ülkü, ütopyadır. Fakat yaşamak çağın ilerisinde var olmak için şarttır. Ve komutanın bazı ilkeleri vardır: Yol, gök, yer, komutan ve kural bunlar düzenli ve anlaşılır ise mutlak nizam huzur ve birliktelik sağlanır.

Yol: Herkesin aynı amaçla aynı hedefe ulaşma azmi

Gök: Karanlık ve aydınlık günler ile geleceğin ufku

Yer: Mesafeler ile zamanın içindeki hareket düzeni

Komutan: Yönetimin gücü, cesareti doğruluğu ve güvenilirliğini

Kural: Tüm toplumun uymak zorunda olduğu normlar

Milattan önceye ait bu anlatılar bugün geçerlilik bulmuş gibi. İç savaşlardan çekişmelerden kurtulup dünyaya hakim olma. Dünyanın üretim bandı olma yolunda ilerliyorlar. Sanayileri yine Batı menşeli olsa da katma değer olarak Çin’e kazandırıyorlar. Bu noktada ülkenin yönetim öncüleri fark etmiş. Kurallar açık ve kesin… Komutanları tecrübeli ve ağır başlı. Ne yapacağını biliyor. Sonra 30 yıldır ekonomik büyüme hiç durmamış. Hep çift haneli rakamları zorlamış bazen geçmiş. Büyük bir iştahla hep büyümüş. Sanayi tesisleri de aynı oranda ve hızda artmış. Durmadan da mantar gibi artmaya devam ediyor. Ülke öyle bir yer ki her şeyin alıcısı var. Sen yeter ki üret… İçeride veya dışarıda müşteri hep hazır…

sanayi

Çin’in Sanayisi

Dünyanın en kalabalık ülkesini yönetmek kolay olmasa gerek. Tedbirler ve kurallar sert olmalıdır. Teknolojik atılım hamlesi de içsel ve dışsal askeri güç olarak görülüyor. Çin bu günkü  işinin temelini 80’li yıllarda attı. Ar-ge’ye yatırım 50 yıl sonra ülkeyi imalat ve taklit ülke potansiyelinden çıkarıp icat eden öncü olan ve üreten konumuna getirdi. Bunda ülke yönetiminin öngörüsü etkili olduğu açık. Yoksa hemen komşusu konumundaki Hindistan nüfus olarak birbirine yakın lakin gelişmişlik olarak hala ‘Hind Fakiri’ kavramını kıramamış. Bu durum ucuz işçilik falan diyeceksiniz. Hayır değil, Hindistan ve birçok Afrika ülkesinde işçilik ve üretim maliyetleri daha düşük. O zaman küresel sermaye yatırımlarını Çin’e neden yapıyor? Çünkü Çin liderleri tarafından önü açılan iş yapıp ses çıkarmayan her şeye göz yuman şekilde davranıyor. Üretim potansiyeli her aşamada destekleniyor. Avantajlar diğer ülkelere göre iki katı. İç pazar üretimin yüzde ellisini zaten tüketiyor… Bu durum tabi ki yönetimsel liderlik ile olur. Çin liderleri 50 yıldır bunun farkında. Savaşmadan gürlemeden sinsi sinsi ilerliyor. Bildiği bir şey var bugünkü ABD gibi güçlü olunca benim düdüğüm çalacak. Şimdi çalsam bile kimse duymayacak. Ancak biliyor ki kazanacağım nefret ve kin ile halkımı zor duruma sokarım.

Şuan mesela küresel pandemi nedeniyle bir çok şirket kan kaybediyor. Çinli firmalar dünya üzerinde bu tür şirketleri kapma yarışına girdiler. Aslında hisselerine ortak oldukları şirketlerin çoğu rakip firmalar. Anlayacağınız daha çok üretim daha büyük güç olarak devam edecekler. Son iki aylık yavaşlama ve gelecek bir yıl durgunluk onların bilenmesine, durur gibiyken güçlenmesine yarayacak. Çünkü kendi ülkeleri yeterli tüketim şartlarını taşıyor. Hiç bir firma batmaz. İç piyasa talebi hep canlı… Hadi oldu desek dünyanın en fazla dış ticaret fazlası olan ülkesi… Sattıkları çok fazla aldıkları ise az ve genellikle hammadde… Yani Çinli firmaların zayıflaması demek dünyanın piyasa düzeninde arz-talep dengesinin bozulması demek. Devletleri böyle bir şeye izin vermez. Çin’den önce diğer ülkeler batmaya başlar en son Çin’e gelir.

Üretim üretim üretim şiarıyla çıktıkları yolda bu gün akıl oldular. Çocukluğumda bir espri vardı Çinliler her şeyin kopyasını yapıyor diye. Hatta yakında insanın da yaparlar filan… Gerçekten öyle oldu önce var olan ürünlerin markaların taklitlerini ürettiler sattılar. Dayanıksızdı lakin ucuzdu. Zamanla tüm markaların parçalarını üretecek seviyeye geldiler. Mesela şuan kaliteli dediğiniz ve aldığınız üründe mutlaka Çin’in ürettiği bir parça vardır. Belki o ürün bile Çin’de üretilmiştir.

Sanayi  ve Gelişim

Dünya üzerindeki GSYH’si ilk yirmi içinde bulunan ülkeler diğer ülkelere göre  gelişimi sağlamış hatta çeşit olarak da sanayisini geliştirmiş demektir. Hala gelişen ülkeler  yatırımları ve altyapı çalışmalarıyla hızlandı. Ar-ge faaliyetleri ile gelecek yıllarda yer edinecek. Öyle ki geri kalan Ortaçağdaki gibi karanlık bir boşluğa sürüklenecek. Gönüllü sömürge olacak. Siyasi ve ekonomik olarak dışa bağımlı şirketlerin oyuncağı tekelleşmiş özel sektörün kölesi olacaklar.

Ülkemizde de bu hıza yetişmek için yoğun çaba veriliyor. Boş duran her atölye, duran her makine zarar yazıyor. Öyle ki hız artık her alanda. Üretmek kadar satmak malı en kısa sürede müşteriye ulaştırmakta önemli. Rekabet gücünü artırmak amacıyla her alanda mücadele veriliyor. Öyle ki biz bile yazmaya kalkışsak binlerce teknoloji ve üretim içerikli başlık milyonlarca gelişim alanı yazmalıyız. Bizim daha önceki yazılarımızı okumak isterseniz tıklayın.

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Verimisyon
Yönetici
Ağustos 21, 2020 13:43

.