Şiir Nedir? Dünyanın En Çok Okunan Şiirini Kim Yazmıştır?

 

 Aklımaıza ilk gelen eğer bir şiir çok okunmuş ise mutlaka çok eskidir. Mutlaka Avrupai bir şiirdir. Maalesef yanıldınz. Medeniyet ve gelenek olarak Batı etkisi olsa da edebiyatımızın en Garip eserlerini veren ( O deönem için) şairdir. Şimdi asıl konumuz olan dönemden çağımıza bakaçağız. Altınçağ filozoflarından günümüz ahenkli söze-şiire bakışı ve şair anlayışına yolculuk edeceğiz. Bu yolculukta ana ayna tutarken edindiğimiz duygu dünyasını alıntılamalar ile paylaşacağız.

Şiirsel Anlatım 

‘Önce söz vardı’ insanlık tarihinin bilinen en eski insan yapımı yahut Tanrı gönderimi bütün metinler üstün bir dil ile oluşturulmuştur. İlk sözü Tanrı söyledi sonra o sözden binlerce söz türedi. Sözler sözleri doğurdu. Çoğaldı buluttan düşen sağanaklar olup damıtıldı dimağlara. Sonra birileri çıktı onları dizeye çevirdi…

Ahenkli ritmik olan sözlerin akılda kalma gücü fazladır. Şarkılar da aynı ritim ve kafiye ile o yüzden oluşturulur. Eski çağlardan günümüze söz ve anlatım gelişse de geçmişin mantığı günümüz ile aynıdır. İnsan beyni ahenkli-ritmik kolay ve anlaşılır sonu uyumlu sözleri daha kolay tutar aklında ya da ezberler. İşte bu yüzden söylenecek sözler güçlü dille belli kalıplar ile anlatılmıştır. Daha iyi idrak için şöyle diyelim. ‘ Uzun ince bir yoldayım/Gidiyorum gündüz gece.. Şimdi bu satırları yazınca aklınıza devamı geldi. Fakat bu tür sözcükleri birer düz cümleye çevirsek aklınızda kalır mıydı? Bu ritmi yakalayan cümleler kadar kalıcı olur muydu? ‘Uzun ince bir yoldayım gündüz gece gidiyorum ‘ Şiirselliğin sırrı burada meydana çıkıyor. Şimdi ahenkli dizelerden başka yolculuğa çıkacağız…

şiir

Milat Öncesi

Dünya literatüründe bilinen en eski  sanatların ayrımı ile ilgili detaylı yazı Aristoteles’e aittir. Bu gün kullandığımız edebi tür ayrımları sanatsal ve öğretici metin farklarını belirtmiş. Detaylı şekilde açıklamış. Aralarındaki farkı ortaya koymuştur. Güzel sanatların türü olan tiyatro; ses ve bedensel, resim;şekilsel, şiir ise sözsel taklit ile var olduğunu söyler. Hocası Platon’a göz kırpar ve edebi kuramların bilinen ilk metnini oluşturur. Bilinen aktarılan edebi kültürün sistemli incelemesi yapılır. Hani şu yazılmayan toplumsal ahlak kuralları gibidir. O geçmişi bilinmeyen fakat Homeros gibi binlerce şair ve yazarın sır gibi işledikleri sözcüklerin anlatım niteliğini ve niceliğini ortaya koyar. Bunu da sanatsal metinlerin ve öğretici metinlerin dil, üslup ve içerik yönlerini karşılaştırarak yapar.

Şiir Sözleri-Taklit Sanatın Doğumudur

Varlık eğer ilk varolanın biricik kendisi değilse onun farklı yönlerden türeviyse taklittir. Platon şöyle anlatır. İlk masa bilgisi ve masa Tanrı’nın elindeki ve bilgisindekidir. İkincisi ise masa ustası tarafından üretilenidir. Şair ise üçüncü taklitçisidir, sözcüklerle beyinde masa çizer. Bu işi hiç bir teknik ve tecrübeye dayandırmadan benzetme sanatıyla, aslından uzak bir varlığa dönüştürler. Çoşkun olsalar da değersizdir, insana haz ve acıdan başka bir kattığı yoktur. Doğruluktan uzaktır. Eğriliğin yansıması gibidir…

Aristoteles ise sanatsal faaliyetler insanların merak duygusundan doğan arayıştır. Ve odaklanılan varlığa ilgiyi artırdığı gibi taklit ile doğumu başlayan insani benzerliğimize ışık tutar. İnsan ilk öğrenimleri taklit iledir, davranış, ses gibi… Bu sanatlar bir ölüyü görmeye korkan biri için güzel bir izlenim aracıdır. Zira her gün herkes ölüye bakamaz. Ama ölüyü ölümü anlatan bir söz yığınını okuyabilir yahut resmi inceleyebilir. İşte taklit bu yönleriyle kullandığı araçların kalitesi ve işçiliğiyle değerlidir.

Sanatlar ve insanlar taklit ettikleri eseri hem değerli kılarlar. Hem de kendi eserlerinde özgünlük yakaladılarsa üstün nitelikli meyve vermiş olurlar.

İnsanlık varoluş felsefesi gibidir taklit. İyi bir şairi, iyi bir at biniciyi, iyi bir oyuncuyu, iyi bir anneyi herkes taklit etmek ister.  Çünkü o hem örnek hem iyi yönleriyle ön plana çıkarılan övülendir. Kötü işleri yapanların dışlanması ise beynimizde edindiği olumsuz kötülük algısıyla alakalıdır. Toplumun reddettiği olumsuz taklit türleri aslında düşüncenin eyleme dönüşmesini de törpülemeye çalışır. Yani kötülük düşüncede var olduğunda baskılanıyor fakat eyleme döküldüğünde kötülüğe dönüşüp taklit edilme yönü artıyor ve lanetleniyor.

şiir nedir?

Şiirsel Güç

Söz eğer en iyi şekilde taklit edilmiş ve anlamlı öz olmuş ise sanattır. Bütün benliği ile benzetmeleri güçlü şekilde kullanırken bütünlüğü ve satır yapısını da korumalıdır. Öyle güçlü olmalı ki cümleler ve sözcükler arasındaki bağ biri çıkarılınca ortada kalmalı diğer kalanlar bozulmalı. İşte söz her parçasıyla anlam yoğunluğu olduğu gibi bütün olarak da zincir gibidir. Ve biri koparsa bütünlüğü ve işlevi kaybolur. Anlamsız bir şekle dönüşür.

Şeyh Galip ki divan edebiyatının zirve sanatçılarındandır. Sözlerini bir çok yerde sanat değerini yeteneğini anlatma becerisini över. Kendini övgü sözcükleri dahi kolay gibi görünen ama zor sözcüklerdir( sehl-i mümteni).

‘Zannetme ki şöyle böyle bir söz

Gel sen dahi söyle böyle bir söz’

İşte sözleri örerken- sanat yaparken kendini de yüceltir. Gücünün ve kalitelisine üstün ıspattır. Doğuştan gelen gücün ilim ve tecrübe ile birleşmesi ile en iyi eserler meydana çıkar. Büyük şairler önce kendinden önceki şairleri okur yeteneği ile birleştirir ve kendi kimliğini ortaya koyar. Şairlik sözcükleri ipe dizme sanatıdır. Bu ip öyle ince, öyle hassas, öyle naiftir ki bir gram ağırlığı, bir atom fazlayı, bir düşünce gereksizi taşıyamaz. Paramparça başka bir şeye dönüşür. Güzel söz olmaktan çıkar.

Şair

Şair dizdiği sözlerin gücüyle adını var eden insandır. O sözleriyle ölümsüzlük suyunu içmiş olur. Kendisinden sonra şiirlerinin ne kadar yaşayacağını eminim hiç kimse bilemez. Şair sözcüklerle oyun oynayan onlara yeni anlamlar yüklerken de bizim sınırlarımızı zorlayan insandır. Bir şiir de benzetme ve türevi sanatlar bolca yer bulur. Sade bile görünse onu okunur ve keyifli kılan haz uyandıran  dizili sözcüklerin zihindeki çağrışımlarıdır. Şair bunu öyle bir ustalıkla yapar ki benzetme edatı olmadan da nesneleri birbirinin yerine yahut gölgesiyle söyler. Mesela kılıç ⚔️desem aklınızda beliren şekildeki gibidir. ‘ sudan kılıçlar çarptı yüzüme’ derken kılıç görünen bilinen bir varlık fakat anlamı varlığından çok uzak. İşlevi de, kesme eylemi değildir. İşte şair şiirinde kılıç kelimesine yeni anlamlar derinlikler yükler. Onun sözleri yeni çağrışımlara kapı aralar. Zihnin sınırlarını zorlar. İşte bu şairlik yeteniğinin kanıtıdır. Dünyanın en çok okunan şairi olmak da bunu gerektirir. Özgün olmak, ruh vermek… Şairimizin nitelikli örneklerini okuyabilirsiniz.

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments