Sosyal Denge

Aynı düşüncenin uğruna yola çıkan bir topluluk… Uğruna hayatlar feda edilen, yola çıkanların müsait duraklarda indiği veya uygunsuz yerde atıldığı bir düzen… Dünya insanlığının bitmeyen niteliği, kullanılmak…
Zirveye yürürken herkes seninle olmaya çalışırken yön aşağı doğru dönünce bir bir kaybedersin. Bir bakmışsın idealleriniz amaçlarınız için birleştiğinizi zannettiğin insanlar kaybolmuş bir başına kalmışsın ortalıkta. Su alan gemi gibi bir kaptan dümende rüzgar sürüklüyor savuruyor batırmak için yön veremiyorsun, yağmur temizliyor güverteyi döküyor denize üstündeki pislikleri, dalgalar örtüyordur geçmişi girerek deliklerden… Yavaş yavaş gömülüyorsundur.

Hangi felsefi akım, politik görüş, inanç biçimi olursa olsun. Yukarı çıkarken verdiğin emek ve yılları aşağıya düşerken bulamazsın. Bir anda seriliverirsin…

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Denge

Varoluş dengesi herhalde. Bu insanların içindeki liderlik hırsıyla alakalıdır. En iyisi olarak giriştikleri her şey de kendilerini görürler. Sistem içinde makam kapmak için önce dışarıdakileri ezerler sonra sosyal birliktelik içinde kendi yoldaşlarının üzerinde yükselirler. Sıradan insanın büyük birine dönüşmesi zordur. Bu basamakları çıkarken. Binlerce kombinasyonu birleştirir. Yüzlerce insanın ideallerine ışık olur, destek alır. Fakat aşağıya düşüşleri öyle hızlıdır ki yer çekimi onları magmaya kadar götürüverir. Yeryüzünde esameleri okunmaz. Kaybolup giderler… Tarihin sayfalarına gömülürken ardında üç beş iz bırakarak. Sen bu yükseliş süreçlerini yaşarken şakşaklayanlar düşüş aşamasında elinden tutmak yerine üstüne basarak görmezden gelirler. Çünkü senden boşalan mevkiye kendilerini layık görüp tüm güçlerini kullanırlar. Bu insanların zafer kazanma sarhoşluğudur. Kaybettiği o mevkiye taşıdığı yoldaşının düşüşü gibi olacaktır onunkisi de. Sadece zaman gereklidir bunu anlamak için.

1.Benzerlikler:

Bu insani tavırlar hayvani özelliklerimizle birebir örtüşür. Hayvanlar da sürü lideri, bölge hakimliği, eş seçiminde önce güçlü olanın yanında yer alırlar. Hepsi halinden memnun ve mutludur. Taki sürü lideri zayıflayana dek. O an bütün hepsi ayaklanır ve lideri alt ettikten sonra kendi aralarında mücadele ederler, yeni lider olmak için güreşe tutuşurlar. Birbiri üzerine dizili taşlar gibidir. Biri yıkıldığında diğerleri de yıkılacak yahut zarar görecektir. Fakat hırs her zaman önde olduğu için sonuçları düşünme becerisi yoktur.

Dünya bir tencere aynı hayatlar pişiyor bütün canlılar için. Kapağını örten ise toprak oluyor. Kapatıyor içinde olup biteni. Saklıyor derinliklerine. Gömüyor tarihin derinliklerine… Oysa biz insanlar gerçekten öğrenen canlılar olsaydık. Tarihi olaylardan ders alırdık. Küçük ve dar bir hafızamız var. Kişisel hırslar ile her şeyi unutuyoruz. Bize sorsalar biliyoruz. Aslında ders çıkarmak sıfıra yakın. Uygulamak için ise gayret yok gibi. Bakın dünya üzerinde binlerce dikta rejimi hala mevcut, eğer anlasalardı böyle davranırlar mıydı? Bir gün bir şekilde öleceğini ve düzeninin bozulacağını öngörememek zor olmasa gerek. Yoksa zafer sarhoşluğu ile dolu olmasa insan hırslarıyla donanmasa demokrasi dediğimiz süreç tüm bedenlere nüfuz ederdi. İnsanlık tarihi kadar eski olurdu.

sosyal denge

2.Neslin Devamı:

Aynı şeyleri aynı şekilde kurduk devraldık sorgulamadan devam ettik ve yıkılışını gördük. Fakat tekrarlamaktan asla geri durmadık. Bu körlük ya da sağırlık değildir. Bu hakimiyet duygusunun insanda yarattığı rehavettir. Aynı şeyi defalarca yapıp farklı sonuçlar beklemek… Bir söz vardır ‘akıllı insanlar kendi hatalarını çok akıllılar ise başkalarının hatalarını izler ve ders alırlar. Süper insanlar her ikisini de yaparlar.’ Biz insanlık tarihi boyunca bu tür süper insanı çok az gördük… Bütün insan ataları gibi tencere kapak olup yuvarlanıp birbirini buluyor… Birileri geliyor tuzunu ekiyor, birileri suyunu katıyor, birileri salçasını sulandırıyor ve sonunda biri gelip tencereyi deviriyor. Yerine farklı olmayan aynı usulü koyuyor… Bir gün başkası tarafından korkuyla devrilmeyi bekliyor…

Sonuç:
Sorun şuradan kaynaklanıyor içinde yaşadığımız düzen kendi gücüyle var ediyor. Kendi öğretisini ve eğitimini dayatmasını yerleştiriyor ve öğreniyoruz. Onunla yaşamaya sistemsel olarak kabullenip benimsiyoruz. İlk başlarda yadırgasak da zamanla içselleştirip yaşamsal norm haline getiriyoruz. Sistemin parçası olduktan sonra nimetlerden beslenerek yaşamaya devam ediyoruz… Sadece şikayet ederek. Susarak… Taaaki biri gelip bizim tenceremizi devirene dek. Yahut kapak koyup örtene kadar…

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments