Yalan

Yalanın Başı

İnsanların genel kanılarının dışında aldatmak için söylenen sözcükler. Yalan sığınılan liman. Gizleninlen sığınak… Örtülen gerçeklerin müsebbibi yalandır… Yalanın yalancısı…

Yalanın kötü bir tutum olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Peki neden herkes kullanır… Herkes bu yalanların arkasında bir şey saklar… Öğrenilmesini istemediğimiz şeyler mi var? Günümüz bilim dünyasında bu tür davranışları sürekli hale getiren insanlara da bir hastalık teşhisi konmuştur, Mitomani. Her şeyi çarpıtarak aktarma doğrunun üzerini örterek başka şeyleri ön plana çıkarma durumudur. Gerçek olmayanı sürekli haykırarak gerçekmiş algısı oluşturmadır. Kavramı ve çağrıştırdığı anlamı düşününce kavram yanımızda halt etmiş diyorum. Bazen öyle oluyor ki yalan zinciri doğrunun önünde… En çok kullanılanı ise iftira atmak, at çamuru izi kalsın. Kimilerine sorarsanız şöyle derler: ‘ Efendim ateş olmayan yerden duman tütmez’ iftiraya en büyük destek cümlesidir. Yalanın delilidir alakasızca. Ha diyeceksiniz yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış, bu atasözü tam hikaye. Yalan yayılmaya ve yalancı pişkin pişkin durmaya devam ediyor. Doğrusu ortaya çıksa ne yazar. Zihinlerde adın kötü, duygularda namın dışlanmış… Her konuda böyle değil mi?

yalanın belirtisi

Marifetler

Tabi bazı insanlar yalan yazma ve konuşma hatta üretme işinde marifet sahibidir. Lakin kendileri dünyanın en masumudurlar. Ona da falanca demiştir. Ama kendisinin eklemesini, çarpıtma noktasını bileyeceğimiz için, ipe boncuk dizer gibi döşer durur. İlkokuldayken öğrendiğimiz ve oynadığımız bir oyun geldi aklıma… Kulaktan kulağa… Yalanın beslenme noktası, çarpıtma aşaması, dönüşüm ve olgunlaşma evresi…

Asparagasın Pirleri

Bizim toplumunuzda yalan haber, asılsız olay çoktur. Sebebi bu tür şeyleri sevmemiz. Doğru yanlış araştırmadan balıklama dalmamız. Bu durumu bilen medya fırsatı kaçırmıyor. Sanal alem de artık elimizin altında, bas tuşa gitsin..
Yaşadığımız çağın en büyük sorunu bence bu… Yalan… Zira teknolojinin gelişimi bu tür davranışlarda patlamaya neden oldu. Üret bir yalan yeter. Binlerce hatta milyonlarca savunucusu, inananı mutlaka bulunur. Hele sosyal medyada yay, gör bak gerçeğinden daha çok tık alır…

Yalan nasıl oluyor, insanın alışkanlığı mı diye göz attım çevreme… Büyük küçük herkesin bir yalanı var. Bir şeylerin üstünü örtmek, bir şeyler kazanmak, yuva bozmak, yuva yapmak… Küçük çocuklar bile bir çok iş çeviriyor yalan söyleyerek. Taa küçük yaşta işe yaradığını farkediyorlar demek ki… Ama onların yalanı masum ve tatlı… Onlara duygularına kıymamak için göz yumuyoruz.

yalan

Psikolojik Nedenler

Peki neden bu yalanlara inanıyoruz. Altında yatan şey ne? En temel etken duymak istediğimiz şeyleri aramamız. Algıda seçicilik yani… Size ünlü biri öldü desek ( Bu yılların en popüler yalanı) araştırma yapmadan atlarız o bilginin üstüne. Beklenen ve olabilecek olandır. Kabullerimizin makulu içindedir. Size deseler ki ünlü manken kanser tedavisine iyi gelen ilaç üretti… İnanır mısınız? İşte bu tür davranışlar bir geleneksel yapı içinde harmanlana harmanlana geldi. Öyle hemen bırakamayız. Dedikodu seven milletiz… Yapmayı sevmeyiz biz hiç yapmayız zaten… Ben de yapmam hep diğerleri… Çünkü ata kültüründe yıllarca sözlü gelenek ile beslendik. Bu özelliğimizi hiç kaybetmedik. Araştırmak okumak incelemek yok. Duy birinden taşı diğerine. Doğrular mı ? Onları kim bilecek…

iki yüzlülük yalancı

Sonuç

Yalan söylemek asli olarak kabul görme üzerine kuruludur. Ortaya çıkışı önce ebeveynleri taklit daha sonra ise sorgulanmayan bir davranış biçimini almaktadır. Bu sorunun kaynağı da aynı kapıya çıkıyor: Çocukluk. İnsanların oluşum evresi gibi. Yaşanılan her şey dönüp dolaşıp bu kritik yaş evresine gizleniyor. Şuan yaşadıklarımızın davranışsal halimizin sırrı gizli çocukluğumuzda.

Bu yalan ki ağızla söylendiğinde kendini hemen ele verirken, yazar olup da şöyle köşede bucakta yalan karalayım desen kimse görmez. Söylemek duymaya alışmış toplumun dikkatini çekse de yazmak okumadan habersiz insanlar için önemli değildir. Yalan ise sözden uzun yaşayacak ve belki de yüz yıl sonra gerçek olarak algılanacaktır. Yalanı söylemek suç yazıp satmak marifettir.

Yalan öyle bir zehirdir ki önce karşıdakini sonra bumerang gibi dönüp sahibini öldürür. Beslendikleri yer hayat buldukları ortam insanlardır. Önce düşünce sonra eylem. Kötülüklerin başlangıçıdır. Bir tohum gibi toprağa ekilip binlerce yabani ot ile büyür ve bir çekirdekten binlercesi doğar.

guest
211 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments