Yasak

İlan edilen sokağa çıkma yasağı belki de bir aydır çıkmayan dikkat eden insanları da dışarıya döktü. Peki neden böyle davrandık? Bu kadar bilinçsiz davranışlar sergilememize neden olan şey neydi? Ne olacak endişesiyle oluşan yüksek kaygı mı? Ardından virüsün istediği ortam mı oluştu?

Korku insan tabiatının en ilkel hareketidir. Anne karnında öğrenilmeye başlandığı belirtilir. Bu davranış bozukluğuna yol açan içsel durumu olarak bilinir. Belirtileri, terleme, titreme ve oluşturduğu adrenalin ile üst düzey enerji üretme, bilinç dışı davranışta bulunmaya yol açan süreçtir. Korkuyu besleyen endişedir.

Altında yatan nedenler  kaygı düzeyinin endişeyle oluşan ruhsal bozukluğun zirvesidir. Kaygının aşırı yükselmesi kontrol dışı tepkilerin oluşmasını tetikler. Bu durumların hepsi öğrenilmiş ya da öğretilmiş korkuların yansımasıdır.

Toplumsal olarak bu tür davranışlarda bulunmak medya organlarının pompaladığı haberlerle alakalı. Yıllarca dünya üzerindeki bir çok ülkede korku ile oluşan yağma ve talan izlettirildi. Aynı şartlara tabi olunca bilinçsiz şekilde benzer tepkileri verdik. Bilinç altımıza şöyle işlendi. Yasak gelirse yağma olmalı. Geçinmek ve yaşamak için talan etmeli her şeyden almalısın. İhtiyacın olacak… Görerek ve sürüsel bir davranış şeklini aldık…

Bu Yayın Tam Olarak Neler İçermekte?

Korku

Korku,bu işin en önemli etkeni. Korkunun insan üzerinde yarattığı düşünme melekelerinin kırılganlığı ile sosyolojik olarak döküldük. Kavgalar ettik, kapış kapış rafları boşalttık. Bu duruma neden olan diğer sebep sürü hareketi. İnsanlar birbirine bakıp gördükleri davranışları göstermekten çekinmiyorlar. İhtiyaç olsun olmasın toplum baskısı gibi oluşan süreç. Komşum gitti ben de gideyim. Herkes dışarıda bir şeyler alıyor. Oluşturduğu psikolojik ve sosyolojik etki. Yıllardır yabancı ülkelerin bu tür davranışlarını gülerek karşılayan biz aynı duruma düşüverdik.

 

İçgüdü:

Bir ay olacak ki virüs ile aktif mücadele ediliyor. Tüm emekler çöpe gitti. Yasağın başlamasına iki saat kala bulaşmayan insana da bulaştı. Bir de enteresan olan yasak olmayan il ve ilçelerde de insanlar marketlere koşmuş. Bu insanlara sağır diyebilirsiniz. Korku onları hem kör hem sağır etmiş. Korkular en büyüğü ölüm ile oluşandır. Ölüme götüren bir çok neden gibi bu hayatta korkular kaynağı yaşamsal faaliyete devam etme dürtüsüdür.

İşte gecenin bir vakti kıyametteymiş gibi hissedip fırın market yağmalamak bunun için. Korkuları bastıracak bir ümit tutacağı bulmak… Yoksa emin olun o vakitte marketlere yığılan insanlar zaten ihtiyaç olan bir şey almadı alamadı. Lakin saatlerce kuyruklara girdi. Talan etti. Korkunun gücü bu olsa gerek. Halbuki iki gün susuz ekmeksiz yaşabilirsin. Bir ay hastalığı çekmekten daha iyidir. Mantıklı düşünme becerisini kaybetme nedeni de bu işte…

 

Davranışlar:

 

Bir ay oldu ki insanlar zaten gerekli malzeme stoğu yaptılar. Evlerinde en az üç ay yetecek yiyecekleri var. Kademeli olarak yansıtılan yasaklar da yavaş yavaş insanların beyninde acaba sokağa çıkma yasağı gelir mi ? Sorusuyla kargaşalı olarak korkuları besledi. İki günlük yasak sanki dünyanın en büyük yasağı gibi bizim davranışsal tutumumuzu içgüdüsel hareketlerimizi tetikledi.

Belki de insanlığın oluşumunu anlatan yasak elma yeme dürtüsüne götüren nedenlere bakmalıyız. Zira elmayı yeme eylemi değil de yeme isteğine neden olan şey neydi? Bu duruma bakmak gerekir. Elinde olmayanın elde edilme tadılma isteği, merak ile yapma dürtüsü. Şimdi sokağa çıkma yasağının altında yatan temel form tam da bu durumu yansıtıyor. Elimde yoktu… Ya yetmezse… İhtiyacım vardı…

Korkmayan insan anormal tutum içindedir. Biyolojik yapımız gereği korkumuz olmalı. Fakat korku kaçışa neden olur. Bu durum tam tersi davranış ise öğrenilmiştir.

Yasakların incelenmesi gereken yönü ise insanların bu tür durumlarda ürettikleri çözümlerdir. Her zaman çözüm yolları üretilir. Yaşamsal döngü için yasaklar bir şekilde çözüme kavuşturulur. İnsanlar kendilerini kısıtlanmış engellenmiş hissettiklerinde uzun ve zahmetli de olsa çözüm üretir. Risk fazla olsa dahi denenir ve yapılır. Bu bazen kazanç amaçlı olsa da bazen de kaybedecek şeylerin olmadığını düşüncesini taşımadır. Şimdi bir sürü kurgu var.

Yasak:

Yasak zamansız ilan edildi, önceden haber verildi filan diye. Boş cümleler bence hem de çok. Hangi gün hangi saat olursa olsun sıkıntı ve eleştiriler hep olacaktı. Mantıklı olan ise gece üçte açıklama ve detaylarıyla açıklama yapıp sabah uygulamak olacaktı. Bu kaos ortamına düşmeyecektik. Herkes evinde başının çaresine bakacaktı. Zaten herkesin evinde iki gün yetecek gıda vardır. Sinip oturacaktık. Olan oldu artık tartışmaya insanları suçlamaya gerek yok…

Bu travma şeklinde beyne alınan bir darbe gibi kendimizi kaybettik. İki günlük bir yasak değilde iki aylıkmış algısı beynin kriz anlarında verdiği tepkiye güzel bir örnek teşkil ediyor. Bu olaylardan çıkardığım sonuç bir daha insanları hor görmeyeceğim. Savaş bölgelerinden kaçıp sınırda yığılanları anladım. Ülke içinde yoksulluk ile değişik davranışlarda bulunan insanları anladım. Mülteci olarak gelip bir ekmek parası için verilen mücadeleyi anladım. Vatanlarından vatansız kalmak uğruna göç edip ölümle yaşam arasında çıkılan yolculuğun nedenini anladım. Yaşadığı bölgedeki kargaşayla hicret eden insanları anladım…

Sonuç:

Görünen o ki emeğini verip gece gündüz uğraşan evine gidemeyen doktorlarımızın iş yükü artacak. Bu süreçte onların hayatları kaygıyla oluşan korku düzeyleri artacak. Kaos onların psikolojilerini altüst edecek. Mücadeledeki ümitlerini azaltacak. Önerilerini takmayanlar kaos ortamında büyük kitlelere dönüştü. Onlar kürekle temizleyip açtıkları yolu bir çığ olup yok ettik. Alınan önlemleri deldik. Kusur bizde bilinçsiz olmamızda. Kimseye kusur bulmayın aynaya bakın… Müsebbibini göreceksiniz. ( Dahil olmayanlara sözümüz yoktur.)

Bir doktorumuzun dediği gibi; evde sıkılıp beklemek sabırla dayanmak; yoğun bakımda tavana bakarak beklemekten iyidir.

guest
212 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Adsız
Adsız
Nisan 12, 2020 14:59

Güzel sorumluluk bizde?!!!!!!

Becerikli Kadın
Becerikli Kadın
Nisan 12, 2020 15:44

Yazdıklarınızın altına imzamı atarım. Korkunun iç güdüsel olduğunun altını çizmeniz harika. Buna ek olarak şunu eklemek istiyorum. Bizler hayvanlar kadar iç güdüleriyle yaşayan canlı türü değiliz. Bizim düşünerek hareket etme yetimiz var. Bu gün birilerini suçlamak herkesin kolayına geliyor. Oysa herkes önce kendine baksa, kendini korumaya çalışsa… O gece yaşanan manzaraların hiç biri olmazdı. Bireysel sorumluluktan kaçmak sorumlu olmadığımız anlamına gelmez. Kararı alan mercilerin hatası ne kadarsa, o çeşmekeşe neden olanların sorumluluğu da o kadardır. İğneyi kendimize çuvaldızı başkalarına batıralım!

Süleyman
Süleyman
Nisan 12, 2020 19:04

Yorumunuz çok güzel �� teşekkür ediyoruz.

ankarapostası
ankarapostası
Nisan 12, 2020 20:20

İki gün kimse aç kalmazdı günü birlik yaşayanların sorumsuzluğu yüzünden o gün o duruma geldi.

Süleyman
Süleyman
Nisan 12, 2020 20:39

Aynen katılıyorum.